Gazeteistasyon- Türkiye Gazeteciler Sendikası, Basın Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi, 'Bizi sessiz ve nefessiz bırakmak niyetinde bir sansür düzenlemesidir' dedi.
Türkiye Gazeteciler Sendikası, bu teklifin sakıncalarını, Grup Başkan Vekillerine Anayasa’ya aykırılığını bir kere daha açıklamak ve basın meslek örgütleri yok sayılarak yapılan bu düzenlemelerin neden geri çekilmesi gerektiğini mektupla anlatmak istediklerini açıklayarak şunları söyledi:
'Bu teklif, bizi sessiz ve nefessiz bırakmak niyetinde bir sansür düzenlemesidir. Öncelikle her ne kadar teklifle internet medyasında çalışan gazetecilerin yıllardır çabaladığımız meşru talepleri tesis ediliyormuş gibi görünse de bu hakların arkasına eklenen tehlikelerin bilincinde olduğumuzu vurgulamak isteriz.
Teklifin 29. maddesiyle Türk Ceza Kanunu’na 217/A maddesi olarak eklenmesi planlanan “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçu muğlaktır, subjektif değerlendirmelere açıktır. Zamana, kişilere ve koşullara bağlı olarak her uygulamacı tarafından farklı yorumlanması muhtemel bu düzenlemeyle, yalnızca gazeteciler değil tüm toplum ciddi bir cezai tehdit ile karşı karşıya bırakılmakta, ifade ve basın özgürlüğü yok edilmektedir.
+Basın İlan Kurumu’nun yetkileri kanuni dayanağı olmadığı halde genişletilmektedir. Bu yetkiler ile donatılan Basın İlan Kurumu, her iktidarın baskı aracı haline gelecektir.
+ Basın Kartı Komisyonu’nun kontrolü tamamen İletişim Başkanlığı’na verilerek, komisyonun yapısı tamamen antidemokratik hale getirilmiştir. Basın Kartı Komisyonu’nun gazetecilerden oluşması gerekirken basın meslek örgütleri azınlık hale getirilmiş, kararları etkisiz kılınmıştır. Basın kartını, basın meslek örgütleri vermelidir.
Ayrıca Gazetecilerin basın kartı iptal koşulları Basın İlan Kurumu keyfiliğine terk edilmektedir.
Teklifin 24. maddesiyle gazetecilerin fiili hizmet süresi zammı yine basın kartı sahibi olmak şartına bağlanmıştır. Bu kart, zorunlu bir kimlik kartı değildir. İletişim Başkanlığı ve SGK verilerine göre Türkiye’deki basın mensuplarının yarıdan fazlasının basın kartı yoktur. Bu nedenle gazetecilerin en önemli sosyal güvenlik hakkı olan fiili hizmet süresi zammı, basın kartı şartına bağlanmamalıdır.
+ Teklifle internete sansürün dozu artıran ve sosyal ağ sağlayıcılara müdahale kolaylaştıran değişiklikler içermektedir. Erişim Sağlayıcıları Birliği’nin yetkileri arasına internette içerik engellenmesi dışında içerik çıkarılması yetkisi de eklenmiştir.
Bütün olarak değerlendirildiğinde:
Söz konusu teklif Anayasa’ya aykırıdır.
• Anayasa’nın 25. maddesine göre, “Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, …. düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.”
• Anayasa’nın 26. maddesine göre, “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.”
• Anayasa’nın 28. maddesine göre,“ Basın hürdür, sansür edilemez.” ve ”Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır.”
Başta da dediğimiz gibi bu teklif, bizi sessiz ve nefessiz bırakmak niyetindedir. Cumhuriyet tarihinin en ağır sansür düzenlemelerinden biridir. Basını yok etme girişimidir.
Seçime sekiz aydan az zaman kalmışken basını tek sesliliğe mahkûm etme ve halkın haber alma hakkını yok eden bu teklifle seçim güvenliği ve demokrasi yok edilmektedir.
Bu nedenle biz basın mensupları, bir kere daha ve daha yüksek sesle, “Basına Sansüre Hayır’” diyoruz.
Söz konusu sansür teklifinin geri çekilmesinin grubunuzun Anayasal sorumluluğu olduğunu hatırlatıyoruz.'