Faruk BALIKÇI/
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın LBGT'lilere yönelik sözlerini eleştiren Ankara Barosu'nun ardından, Diyarbakır Barosu hakkında da ‘halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri aşağılama’ gerekçesiyle soruşturma açıldı.
Diyarbakır Baro Başkanı Cihan Aydın, Başsavcılığın soruşturmayı yanlış kişi ve kurumlara açtığını ifade ederek, şunları söyledi: ‘’Soruşturma, Diyarbakır ve Ankara Barosuna değil, Diyanet İşleri Başkanına açılması lazımdı. Türkiye’deki tüm yurttaşların farklılığına bakılmaksızın, tüm vatandaşların kamu hizmetlerinden eşit yararlanması gerektiğini düşünüyoruz. Ancak, Diyanet işlerinin yaptığı açıklama, toplumu kategorize eden, nefret söylemleri içeriyor. Bu nedenle soruşturma hukuksal alt yapıdan yoksundur. Diyanet İşleri Başkanlığı zaten yanlı, taraflı bir kurumdur. Demokratik rejimlerde de yeri olmayan bir kurumdur. Bu nedenle Diyanet İşleri Başkanlığı'nın tümden kapatılarak bu sorunun kesin olarak çözüme kavuşmasına katkı sunacaktır.
Diyarbakır Barosu, Diyanet İşleri Başkanı'nın sözlerine yönelik yaptığı açıklama da, eleştirilerini şöyle sıralamıştı:
-Diyanet İşleri Başkanının, ne yazık ki ‘’Ramazan: Sabır ve İrade Eğitimi’’ başlıklı cuma hutbesinde nefret söylemi içeren ve ayrımcılık yasağını ihlal eden söylemlerde bulunduğuna şahitlik ettik.
-Bu söylemler, nefret suçlarına maruz kalan ve yaşam hakkı başta olmak üzere, pek çok hak ihlaline uğrayan LGBTİ'lilere yönelik saldırıları artırabilecek ve halkın belli bir kesimini suç işlemeye teşvik edebilecek nitelikteyken, devletin bir kurumunun göz görö, hala bu tarz ayrımcı söylemlere devam etmesini asla kabul etmiyoruz. Öte yandan HIV ile yaşayan kişilerin sosyal hayatta damgalanmalarının(stigma) önüne geçilmesi ve ruhsal sağlıklarının korunması açısından devletin pozitif yükümlülük altında olduğunu hatırlatıyoruz.
Başsavcılık, baronun dün yaptığı “Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Nefret Söylemi Hakkındaki Basın Açıklaması” nedeniyle baro yöneticileri hakkında, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 216/3 maddesi kapsamında, halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri aşağılama suçundan soruşturma başlattı. TCK’nin 216’ncı maddesinin 3’üncü fıkrasında “Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” hükmü bulunuyor.