Kobanî Davası: Yargılama herkesten önce IŞİD’e cesaret veriyor

Gazeteistasyon- IŞİD’in Kobanî’ye yönelik saldırıları üzerine 6-8 Ekim 2014’te yaşanan protestolar nedeniyle önceki dönem HDP  Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş, DBP önceki dönem Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel ile MYK üyelerinin ve yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 21’i tutuklu 108 kişinin yargılandığı Kobani Davası’nın 5’inci duruşmasının 6’ncı oturumunun öğleden önceki kısmı Sincan Cezaevi Kampüsünde görüldü.

Kimlik tespitiyle başlayan duruşmada dün savunmasını bitiren Nazmi Gür’ün avukatı Kenan Maçoğlu söz aldı. Burada bir yargılama yapılmadığına dikkat çeken Maçoğlu, “Burada sürekli belgeler sunuyoruz, savunma yapıyoruz ama siz bunlara kulaklarınızı kapatmışsınız. Oluşturmuş olduğunuz hat üzerine yargılama yapıyor ve müvekkillere soru soruyorsunuz. Burada sorduğunuz sorular ileride kuracağınız hükmü de gösteriyor” diyerek, mahkeme heyetinin dün Gür’e yönelttiği sorulara tepki gösterdi.

37 insanın ölümünden yargılarken saçma sapan sorular soruyorsunuz

PYD’nin attığı maile ilişkin konuşan Maçoğlu, şunları ifade etti: “Biz o dönem defalarca PYD’nin kendisinin Türkiye’ye geldiğini söyledik. Siz o dönem gelen PYD’lilerin gelmesini sorgulamazken gelen mail üzerinden arkadaşlarımızı 37 kişinin ölümünden sorumlu tutuyorsunuz. ‘Mürşitpınar Sınır Kapısının düştüğünü nereden biliyorsunuz?’ diye sordunuz. O dönem hepimiz biliyorduk, TV’ler canlı yayında 24 saat yayın yapıyordu. Bundan haberdar olmamamız mümkün mü? Mümkündür belki ama bu yargılamayı yapıyorsanız biraz araştırma yapın o dönem neler olduğuna dair, o dönem IŞİD’e karşı Kobanî’de kimler direndi bir bakın. Bu barbar sürüsüne karşı savaşırken insanlar yaşamını yitirdi. Bunların hiçbirini sormuyorsunuz. Burada arkadaşlarımızı 37 insanın ölümünden yargılarken saçma sapan sorular soruyorsunuz. Eğer yargılama yapacaksanız sorun bakalım PYD ne zaman terör örgütü olarak kabul edildi? PYD Eşbaşkanları kaç kere Türkiye’ye geldi? Bunları sorun. Bunları neden sormuyorsunuz? Yargılama yapacaksanız bunları sormanız gerekiyor. Bunun için defalarca talep kurduk.”

Aynı dosya olmasına rağmen ikinci kez yargılama yapılıyor

PKK lideri Abdullah Öcalan’la ilgili, Kandil’e gidiş gelişlerle ilgili soruların sorulduğunu dile getiren Maçoğlu, “Irak giriş-çıkışlarını soruyorsunuz. O kadar ülkeye giriş-çıkışları var sadece Irak giriş-çıkışını soruyorsunuz. Bunları soruyor musunuz? Bu yargılama faaliyeti olağan değil. Bakın Figen Yüksekdağ’ın dosyası geldi bununla birleştirildi. Onun içinde de bu davada olanlarla aynı belgeler var. Aynı olmasına rağmen ikinci kez yargılama yapılıyor. Aynı dosyalar aynı bilgiler, 6-8 Ekim olaylarına dair soruşturmalar. Siz şu an mükerrer klasörlerle yargılama süreci yürüteceksiniz. Ama bu 5 sayfalık TEM belgesinde de yer alıyor. ‘Siz bu insanları 37 insanın ölümünden sorumlu tutacaksınız’ diyor. Siz de bu iddianameyi kabul ettiniz. El insaf ya! Açıp bakın tekrar iddianameye. Bu kadar fark olabilir mi?” dedi.

Tahliye talep etmiyoruz, bu suça ortak olmayın diyoruz

Dosyanın en başından bu yana gizli tanıklara ne şekilde ulaşıldığını sorduklarını hatırlatan Maçoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de cezaevlerinde tutuklu bulunan tüm itirafçılara gittiler ve itirafçılık yapın dediler. Aralık sonunda Kerem Gökalp’e ulaştılar. Bu ifadeleri okudunuz mu? Tüm iddianame bu ifadeler üzerine kurulmuş. Bunlar istihbaratın yazıp çizdikleri. Bakın gizli tanık Mahir’in ifadesi 6 sayfa, Kerem Gökalp’in ifadesi 5 sayfa. Mahir’in ifadesi ve Gökalp’in ifadeleri aynı. Dosyaya koymuş olduğunuz Demirtaş’ın 2014 tarihinde yaptığı Mürşitpınar açıklamasını ezberlemişler ve virgülü virgülüne anlatıyorlar ifadelerinde. Tanıklar nasıl oluyor da 5 yıl önceki açıklamayı unutmamış? De-da yazım yanlışlarına kadar her şeyi aynı söylemişler. Bunlar nasıl oluyor da 2014’teki konuşmasını yazım yanlışlarına kadar aynısını ezbere biliyorlar? Alın okuyun lütfen. Bundan öte kumpasın belgesi olabilir mi? Bu dosya size tevzi edildi üzerinizde baskı var, yargılamayı hızlandırmanız için baskı var. Bu duruşmada da hareketlerinizden bunu gözlemledik. Ama burada suç işleniyor, siz de buna ortak oluyorsunuz. Tahliye talep etmiyoruz, bu suça ortak olmayın diyoruz.”

Alp Altınörs: Kabil vahşetine bakan herkes bizim haklılığımı bir kez daha görecektir

Ardından MYK Üyemiz Alp Altınörs tutukluluk incelemesine dair savunma yaptı. Altınörs, şunları söyledi: “İki duruşma arası dönemde önemli bir gelişme yaşandı. Afganistan’da Kabil şehri Taliban çetelerine verildi. Tıpkı 2014’te Musul’un IŞİD’e teslim edildiği gibi. Yine Amerika tarafından teslim edilmişti. Tüm dünya bir kez daha halkların şeriatçı barbarlıktan duydukları korkuya tanıklık etti. Mutlaka izlemişsinizdir, ama bu davanın da heyeti olduğunuzdan mutlaka daha dikkatli izlemişsinizdir. Çünkü bu davada yargılama konusu yaptığınız 2014’te yine Musul’da yaşanan vahşetlerin aynısıydı. İnsanlar Taliban zulmünden kaçmak için uçakların tekerleklerine asıldılar. Yeni doğan bebekleri Amerikan askerlerine verdiler. Bu böyle bir vahşet işte. Afganistan sınırlarını aşıp binlerce kilometre yürüyerek Türkiye’ye gelen ve sığınmacı olan insanları gördük. Binlerce kilometre yürüdüler çünkü zulümden kaçıyorlardı. Ama siz hala bizi burada Kobanî, IŞİD canilerinin eline düşmesin diye yapılan bir tweet çağrısından dolayı yargılıyorsunuz. 1 yıl 1 aydır bu çağrı sebebiyle bizi tutuklu tutuyorsunuz. Belki Kabil’deki görüntüleri izlerken 7 yıl önce IŞİD kuşatması altındaki insanların o havar çığlıklarını siz de işitmiş olabilirsiniz. O çığlıklar bizim kulağımıza gelmiştir, o yüzden buradayız. Dün Musul’da, Şengal’de, Kobanî’de yaşatılan bugün Kabil’de yaşatılıyor. Tüm dünya vahşeti seyrediyor. Biz hala IŞİD terörüne karşı bir çağrı yaptığımız bahanesiyle tutuklu bulunuyoruz. Ama Kabil vahşetine bakan herkesin bizim haklılığımızı bir kez daha göreceğine inanıyoruz” dedi.

Yargılama herkesten önce IŞİD’e cesaret veriyor

 Yargılamanın herkesten önce IŞİD’e cesaret verdiğine dikkat çeken Altınörs, “Zira burada IŞİD’e karşı çağrı yapmak müebbet hapis cezasının istenmesine neden oldu. Şu da çok dikkat çekicidir; 6-8 Ekim’de yaşanan ölümlere dair IŞİD’e dair bir soruşturma yapılmış değil. Hükümet o süreç neden IŞİD’e karşı kurulan koalisyona dahil oldu. HDP’nin bu çağrısının makul bir gerekçeye dayandığını hükümetin bu adımları da teyit etmektedir aslında. Burada IŞİD’e karşı çağrı yapan bizlerin değil; IŞİD’e yol verip, Suruç’ta 33 gencin katledilmesine, Ankara’da 103 barış güvercinin bombalanmasına seyirci kalanların hesap vermesi gerekiyordu” diye konuştu.

Sırf HDP MYK üyesiyiz diye müebbet hapsimizi istiyorsunuz

Tutukluluk deva gerekçelerinin “evlere şenlik” olduğunu söyleyen Altınörs, şöyle devam etti: “Bize yöneltilen suçlamalara dair delil yok. Kimi öldürmüşüm, hangi suçu gizlemişim, kime nerede yakalanmamak amacıyla insan öldürmüşüm? ‘Devletin ülke bütünlüğü bozma’. Ne zaman, nerede bunun delili? Sırf HDP MYK üyesiyiz diye müebbet hapsimizi istiyorsunuz. Yasal bir partinin üyesi olmak müebbetlik olmuş haberimiz yok. 3 tweetle 37 kişinin öldürüldüğünü iddia ediyorsunuz. TCK’daki tüm suçları getirip 3 tweete sığdırmaya çalışıyorsunuz sığar mı sığmaz. Benim bu dosyada görebildiğim yegane hile bize karşı olan hiledir. Hangi yolu kesmişim, hangi gece vakti nereyi yağma etmişim bunların hiçbiri yok bu dosyada. Tutuklama gerekçelerine bakın. Kapatılan Özgür Gündem Gazetesine dayanışma ziyaretinde bulunmuşuz. Bu nasıl oluyor da tutuklamaya gerekçe yapılıyor? İlk sırada da o var. Basın özgürlüğünü savunmak ne zamandan beri suç oldu? 37 kez müebbetle yargılandığım bu dosyayla bunun ne alakası var? Ayrıca Anayasa Mahkemesi tam da bu ziyaretle ilgili gazetenin kapatılmasına dair “düşünce ve ifade özgürlüğüne aykırıdır” dedi. Siz daha hangi gerekçeyle beni suçluyorsunuz! Ama siz muhtemelen bir sonraki tutuk devam gerekçesine aynısını koyacaksınız. Bir diğer tutuk cevap gerekçesi de şu; Ankara Etimesgut’ta katledilen Barış Çakan’la ilgili attığım tweet tutuklama devam gerekçesi yapıldı. Çakan’ın katledilmesi değil bunu yazmak suç olmuş. Bu tweette ne var, vurmadılar mı vurdular. Öldürülmesi sorun değil de bunu gündeme getirmek mi suç oluyor? Bu suçun adı da ‘algı yapılmak’ olarak yazılmış ki böyle bir suç tanımı TCK’da yok.”

Suç IŞİD’e karşı çıkmak mı?

“Biz tutuklandığımızda AKP anketlerde yüzde 40’larda görünüyordu. Aradan geçen 1 yılda AKP yüzde 35’lere düştü. MHP ise baraj altına gerilemiştir” diyen Altınörs sözlerine şöyle devam etti: “HDP ise daralmadı. AKP-MHP rant ittifakı erimiş HDP ise ilerlemiştir. Bizleri içeride tutmakla HDP’nin yükselişi durdurulamadı. Herkes şunu bilsin ki; güneş balçıkla sıvanmaz, binlerce suçu üzerimize yıkmaya çalışsanız da bunlar bizi kirletmez. Savcı Bey geçen tutuk devamını isterken aynı suçun ikinci kez işlenebilir olmasını gerekçe göstermiştir. Suç nerede? Suç IŞİD’e karşı çıkmak mı? Ayrıca bu gerekçe bizi yargılamadan suçlu durumuna koymak, masumiyet karinesini çiğnemek değil midir? Bir diğeri kaçma şüphesi ama bizim ‘ya sev ya terk etçilere’ inat bu ülkede kalma gibi bir meselemiz var. Bu ülkede doğdum, büyüdüm, evlendim, çocuğum bu ülkede okuyor, tüm çevrem burada neden gideyim? Bu basmakalıp bir gerekçe. Bakın bunun politik bir kurgu olduğunu Emniyetin yazdığı yazı da ortaya koyuyor zaten. Her davada haklılığımızı savunmaya devam edeceğiz. Bundan şüpheniz olmasın. Bu dosyadan beraat edeceğimden hiçbir şüphem yok ama bu tutuklama süreci peşinen bir infaza dönüşmüş durumda.”

 

PAYLAŞIN
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Hakkında admin

Tekrar kontrol edin

Yeneroğlu:  ‘Akademisyenlerin göreve iade başvurularını reddetmek, AYM kararını yok saymaktır’

Gazeteistasyon- DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, ihraç edilen ‘Barış İçin Akademisyenle’rin göreve iade için ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir