29 yıllık faili meçhul cinayet; İzzet Kezer…

Yıl 1992 yer Cizre… Yerli yabancı gazeteciler Newroz nedeniyle Cizre’yi mesken tutmuştu. Cizre’de Newroz’a güvenlik güçleri müdahale etmiş insanlar yaşamını yitirmişti.  21 Mart Newroz’undan sonra gazeteciler Cizre’yi terk etmemişti. Aradan 2 gün geçmesine karşın, ilçede adeta resmi olmayan bir sokağa çıkma yasağı yaşanıyordu.

Cadde ve sokaklar bomboş, sadece ilçenin ana artellerinde zırhlılar tur atıyor ve sokak köşelerinde konuşlanmıştı. 50 civarında gazeteci oteldeydik. 23 Mart günü öğlene doğru, bir çocuğun feryadı otel lobisinde yankılanmıştı. Gazeteci olarak bu sese duyarsız kalamazdık. Ona yakın gazeteci, otelden dışarı çıkarak çocuğun sesinin yankıladığı sokağa doğru yöneldik. Bir sokak geçmiştik ki, üzerimize ateş açılmaya başladı. En yakın bir eve sığındık. Evin avlusunda bir süre kaldıktan sonra ne yapacağımıza karar verdik.

Mermiler kafamızın üzerinden uçuşuyordu

Çoğunluk Beyaz bayrak önerdi. 3 çubuğa 3 beyaz bez parçasından bayrak yaptık. Birini ben, birini İzzet, diğerini ise Alman bir gazeteci aldık. Beyaz bayraklarımız hazırdı. Sallaya sallaya evden çıkacaktık. Ev sahipleri bizleri evlerinden uğurlarken, biz beyaz bayraklarımızı sallamaya başlamıştık bile. Bize ilk ateş açılan sokağa geldiğimizde yeniden ateş açılmaya başlandı. Sanki elini basmış tetiğe peş peşe mermiler yağıyordu. Kendimizi geniş demir kapılı bir evin önüne atmıştık. Sol taraftaki 1 metre yüksekliğindeki duvar bizi koruyordu, mermiler kafamızın üstünden duvara çarpıp ortalığı toz duman ediyordu. Demir kapının altında bir karış boşluk vardı. Bir gazeteci meslektaşım fizik kurallarına aykırı da olsa, başını o boşluktan içeri sokmaya çalışıyordu.

Açın kapıyı hepimiz öleceğiz

On kişi üst üste yığılmıştı. Hepimizi, ölmemek için biri birimizin altına saklanmaya çalışıyorduk. O sırada geride İzzet’in yerde yattığını gördük. Göğsünde fotoğraf makinası, elinde beyaz bayrağı, kafasından kan sızıyordu. Kapıyı yumruklamaya başladık Açın, hepimiz öleceğiz diye. O sırada geniş avlulu evde, o bir karış kapı altı boşluğundan genç bir bir kızın kapıya yöneldiğini gördüm. Birden duraksadı genç kız. Ne olduğunu anlayamamıştı. İşte o sırada kapı boşluğundan fotoğraf makinamı uzattım. ‘Gazeteciyiz diye’ seslendim…Koşarak kapıyı açtı. Hepimiz yuvarlanarak avluya geçmiştik.. Ama İzzet, sokak ortasındaydı onu öyle bırakmıştık. 3 kişiyle birlikte kapıyı açıp İzzet’in yanına varmak isterken, yeniden ateş açıldı. Yetişemedik İzzet’e…Benimle birlikte 3 gazeteci bir başka eve geçip otele telefon açtık…Olayı anlattık. Aradan yarım saat geçmişti. Geri döndüğümüzde ne gazeteciler ne de İzzet vardı sokakta. Biz, ortada kalmıştık. Tekrar oteli aradık, hepiniz birden bulunduğumuz yere geldik. Artık bulunduğumuz yerden oteli görüyorduk. Gazeteci meslektaşlarımız topluca çıkmışlardı bulunduğumuz sokağın başına doğru geliyorlardı. Köşede bekleyen zırhlı araca Gazeteci Erbil Tuşalp ellerini havaya kaldırarak, geçişimizi sağladı. Biz, gazeteci grupla buluşmuştuk.

 

Dosya tekrar açılmamak üzere kapandı

Savcı, otelde ifademizi aldı. O gün sokaklarda zırhlı araçlardan başka bir araç bulunmadığını anlatmıştık. Ve bu dosyadan bir sonuç çıkmayacağını ifade etmiştim. Evet İzzet Kezer’in öldürülmesi mermi çekirdeği bulunmadığı gerekçesiyle dosya, diğer faali meçhul cinayetler gibi açılmamak üzere, kapatılmıştı…

PAYLAŞIN
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Hakkında admin

Tekrar kontrol edin

Diyarbakırlı sanayiciler, Afrika pazarına açılıyor

Gazeteistasyon- İstanbul’da düzenlenen 5’inci Dünya Sektörler Arası İşbirliği Forumu’na katılan Diyarbakırlı sanayiciler, özellikle yabancı sanayicilerin ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir