İnsan hakları örgütlerinden ortak açıklama: ‘Güvenlikçi politikalar sorunları ağırlaştırıyor’

10 Aralık İnsan hakları günü nedeniyle ortak açıklama yapan, Diyarbakır İHD, Baro,  Tabipler Odası, İnsan Hakları Vakfı ve  Hak İnisiyatifi Derneği,  Türkiye’de sürdürülen güvenlikçi politikaların etkisiyle temel sorunların giderek ağırlaştığını açıkladı.

Yapılan ortak açıklamada, kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığının ortadan kalktığı, seçme ve seçilme hakkını ortadan kaldıran kayyım uygulamalarının sürdürüldüğü, TBMM’nin işlevsiz hale getirildiği, tüm siyasal gücün tek elde toplandığı koşullarda otoriter uygulamalar, siyasal iktidar açısından insan haklarına dayalı bir rejim fikrinden topyekûn uzaklaşmanın bir aracı haline geldiği ifade edildi. Türkiye’nin insan hakları ve demokrasi sorununun en önemli halkasının Kürt meselesi olduğu ve bu sorunun barışçıl ve demokratik yolla çözülmediği sürece Türkiye’deki insan hakları ve demokrasi sorunlarının çözülemeyeceği belirtildi.

Ortak açıklamada şöyle denildi:

”Covid-19 virüsünün hızla yayıldığı ve insanların evlerinden dahi çıkmaya çekindiği zamanlarda bile, siyasi iktidarın güvenlikçi politikalarının bir tezahürü olarak hukuk dışı ve keyfi icraatlarını aynen sürdürmüş, bu politikalar nedeniyle demokrasi ve insan hakları sorunları sistematik, yaygın bir şekilde ağır tahribatlara yol açmıştır. Anayasanın 34. Maddesi ile güvence altına alınan toplanma, gösteri ve yürüyüş hakkı, Valilikler ve Kaymakamlıklar tarafından alınan yasaklama kararlarıyla sistematik bir şekilde kısıtlanmaktadır. Türkiye’nin pek çok kentinde açık hava toplantıları, demokratik gösteri, yürüyüş ve etkinlikler, ‘güvenlik’ gerekçesiyle süresiz veya her ay yenilenerek yasaklanmaktadır. Bu yasaklamalar sonrasında, gösteri ve yürüyüş hakkını kullanan yurttaşlara güvenlik güçleri tarafından müdahalelerde bulunulmakta, bu müdahaleler sırasında orantısız ve gereksiz güç kullanımı nedeniyle yurttaşlar yaralanmakta ve kötü muameleye maruz kalarak gözaltına alınmaktadır.

Türkiye’nin en başat insan hakları sorunu ‘işkence’

Gözaltı merkezlerinde, gözaltına alırken veya gözaltı yerleri dışında işkence ve kötü muamele, yasadışı sorgu ile muhbirlik dayatmasının yaygın ve sistematik bir biçimde yaşandığına tanık olunmaktadır. işkence olgusu 2020 yılında da Türkiye’nin en başat insan hakları sorunu olmuştur. 2020 yılının ilk 11 ayında; TİHV’e işkence ve diğer kötü muameleye maruz kaldığı iddiasıyla toplam 573 kişi başvurmuştur. Başvuranların 295‘i aynı yıl içinde işkence ve kötü muamele gördüklerini belirtmişlerdir.

49 mahpus hayatını kaybetti

Salgın gerekçe gösterilerek cezaevlerinde mahpusların zaten kısıtlanmış olan hakları daha da kısıtlanarak, hukuka aykırı yeni bir “normal” düzen yaratılmak istenmektedir.  Cezaevlerinde çeşitli gerekçelerle (çıplak arama, kelepçeli muayene, ayakta tekmil vererek sayım uygulamalarına itiraz gibi) girişte ve sonrasında devam eden kaba dayak, siyasi nedenlerle tutuklanan kişilerin “terörist” olarak yaftalanması ve bu gerekçeyle şiddete maruz kalmaları, her türden keyfi muamele ve keyfi disiplin cezaları, hücre cezaları, sürgün ve sevk uygulamaları yakın tarihte görülmedik boyutlara ulaşmıştır. Mart ayında tespit edilebilen 591’i ağır olmak üzere 1564 hasta mahpus bulunmakla birlikte ancak bugün bu rakam artmakta, hasta mahpusların yaşamış oldukları sorunlara karşı sağlıklı bir çözüm üretilmemiştir, pandemi sürecinde mahpusların yaşamını tehdit etmektedir. Hasta mahpusların durumuna karşı ilgililerin yaşadığı kayıtsızlık nedeni ile 2020 yılında en az 49 mahpus cezaevinde yaşamını yitirmiştir.

48 Belediyeye kayyum atandı

2020 yılında da HDP’li belediyelere yönelik görevden alma ve kayyım atamaları devam etmiş, seçme ve seçilme hakkı ihlal edilmiştir. Halkların Demokratik Partisi (HDP), 31 Mart 2019 Yerel Seçimlerdeki kazandığı 3’ü büyükşehir, 5’i il, 45’i ilçe, 12’si belde toplam 65 belediyeden 6’sına mazbata verilmezken, 48’ine de kayyum atanmıştır. 2016 yılından bu yana HDP/DBP’li belediyelere yönelik başlayan kayyum uygulamalarının, 31 Mart 2019 tarihinden itibaren HDP’li belediyelere yönelik kendini tekrar etmesi, yerel yönetimlerde kayyum uygulamalarının kalıcı ve sistematik bir politikaya dönüştüğünün, seçimlerin işlevsiz kılınarak seçmen iradesinin ve demokrasinin askıya alındığının açık göstergesidir.

Kadına şiddet ve cinayet artarak devam etti

2020 yılı Kadınlara yönelik şiddet ve kadın cinayetleri de, artarak devam etmiştir. 2019 yılında en az 418 ve 2020 yılının ilk 11 ayında en az 355 kadın, erkek şiddeti nedeniyle hayatını kaybetmiştir. 2020 yılının Mart ve Nisan aylarında covid-19 salgını sebebiyle aile içi şiddetin tırmandığı bir dönem yaşanmıştır. Evde kalma sürelerinin artması ve bu süreçte İnfaz Yasasında yapılan değişiklikler sonucu şiddet uygulayan erkeklerin serbest kalması ve yaşanan ekonomik sorunlar nedeniyle kadınların şiddete maruz kalma oranları da artmıştır.  Artan kadın cinayetlerine yoğunlaşılması gerekirken, kadınları şiddete karşı koruyan İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme durumunun tartışmaya açılması kabul edilebilir bir durum değildir. İstanbul Sözleşmesi’nin etkin şekilde uygulanmaması nedeniyle birçok kadının yaşamını yitirdiğine şahit olduk, olmaktayız.”

Hakkında admin

Tekrar kontrol edin

Rusya’da anıta işeyen üç Türk turist tutuklandı

Gazeteistasyon / Rusya’da 2. Dünya Savaşı anısına yapılan “Sönmeyen Ateş” anıtına işeyerek saygısızlık yaptıkları video ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir