“Gökdelen”

Ve “Gökdelen” de gitti… “Gökdelen” de yıkıldı… Hafızalarımızdan birini daha yok ettiler…
***
Önünden her gün gide gele kanıksadığımız, hafızalarımıza nakşolmuş yapılardan biriydi “Gökdelen”; alışmıştık varlığına.

Dağkapı Şeyh Sait Meydanı’ndan geçerken binanın üzerindeki yıkım yazısını görünce içim burkulmuş, yüreğim sızlamıştı: bilmem hangi firma, üç katı kaplayan devasa bir bez afiş asmıştı ; reklamını da yaparak. Anlaşılan bu binada, “Gökdelen” de yıkılacak, hafızalarımızdan biri daha silinecek, anılarımızdan biri daha yok olacaktı…

Giderek etrafına güvenlik şeridi çektikleri binayı üstten itibaren kat kat yıkmaya başladılar; balyozlarla, kırıcılarla, işmakineleriyle… Vandalca, sadistçe yapılan bu işlemi bizler de her gün önünden geçerek adım adım izledik; mazoşistçe…

“Gökdelen” yıkılıyordu hızlıca… Hafızalarımız siliniyordu yavaş yavaş…
***
Surları ve Suriçi’ndeki tarihi yapıları saymazsak, Diyarbekir’in üç-beş sembolik yapısından biridir “Gökdelen”; tıpkı Dilan Sineması, Turistik Otel, Demir Otel gibi…

Benim henüz Diyarbekir’e yerleşmediğim, Siverek’te olduğum çocukluk dönemimde yapılmıştı “Gökdelen” ; 1968’de, otel olarak…

Bir süre otel olarak hizmet vermiş, sonra da nasıl olmuşsa olmuş, 12 Mart’tan sonra, 1971’de sivillerin her şeyini alan askeri yönetim oteli de alarak orduevine dönüştürmüştü ; üzerine de “Diyarbekirli, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı, Makedonyalı hep bir ırkın evlatları, hep aynı cevherin damarlardır. M. K. Atatürk” yazısını ve Sümer hiyerogliflerini de ekleyerek…

Ve yok ediliyordu hafızalarımız birer birer; yıkımı hızlıca ama silinmesi yavaş yavaş…
***
Aslında, hepi topu 8-10 katlı bir yapı olan “Gökdelen” sadece Diyarbekir için değil, çevresindeki diğer komşu il ve ilçeler için de “Gökdelen” di… Ve sadece bizim çocuk bedenlerimiz ve bilincimiz için değil, kıyaslayabileceği başka bir yapı göremediğinden olsa gerek, büyüklerimiz için de görkemliydi “Gökdelen”. Bu sebeple, Siverek’te büyüklerimiz “Gökdelen”den bahsederken azametini daha iyi vurgulamak için,” Diyarbekir’de bir bina yapılmış, alttan bakınca ‘şewqan (şapka) düşii” derlerdi, Siverek şivesiyle…

Sonraları, Diyarbekir’e gidip gelmeye, ardından okumak için yerleşince tanıdım “Gökdelen”i. Küçücük halimizle bize büyük gelen bu yapının, ileriki dönemlerde gördüğümüz daha büyük şehirlerdeki daha büyük yapılarla kıyaslandığında çok da büyük ve azametli olmadığını gördük zamanla.

Zamana teslim olarak heybetini ve azametini kaybetti giderek ama Diyarbekir için sembol ve simge özelliğini kaybetmedi hiçbir zaman. Her daim buluşmaların adresi, adreslerin ise nirengi noktası olma özelliğini korudu o ve ( Dilan Sineması, Turistik Otel, Demir Otel) diğerleri…

Elbette birileri “ya boşver, nasıl olsa orduevidir, askeri mekandır yıkılırsa yıkılsın” kolaycılığıyla yaklaşıp, sembol bir yerin neden sivilleşip daha uygun bir mekana dönüşemediğine hayıflanacağına ve inisiyatifsizliğimizi tartışacağına, siyasetin mekanik diline takılabilir, üstelik sivil bir yapı olarak yapılıp sonradan ‘askerileştiğini’ de düşünmeden…
***

Doğrudur, artık büyük ve görkemli olmayabilirdi, göğü de artık delmeyebilirdi, hatta şehrin birçok yerinde yapılan binalarla kıyaslandığında ufak tefek de sayılabilir, antik ve tarihi özelliği de olmayabilirdi belki ama bizimdi, bizim anılarımıza eşlik eden, hafıza mekanlarımızdan, sembollerimizden biriydi “Gökdelen” ; tıpkı Dilan Sineması ve diğerleri gibi…

Ama artık yok… Yıkıldı ve yok olup gitti… Birçok değerimize sahip çıkamadığımız gibi buna da sahip çıkamadık; seyrettik yıkılışını ; vandalca, sadistçe yıkılıp yok olurken her gün önünden gide gele izledik bir moloz ve demir yığınına dönüşünü ; mazoşistçe… Surların yıkılışını, Suriçi’nin yıkılışını, Xançepek’in yıkılışını, bütün tarihi mekanlarımızın yıkılışını seyrettiğimiz gibi…

Anlaşılan odur ki biz değerlerimize sahip çıkamadık hiçbir zaman; çıkamıyoruz da … Ama sahip çıkabilecek bir Albert Gabriel de yok ki…

PAYLAŞIN
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Hakkında admin

Tekrar kontrol edin

Diyarbakırlı sanayiciler, Afrika pazarına açılıyor

Gazeteistasyon- İstanbul’da düzenlenen 5’inci Dünya Sektörler Arası İşbirliği Forumu’na katılan Diyarbakırlı sanayiciler, özellikle yabancı sanayicilerin ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir