Kovid-19’da rakamlar tutarlı mı?

Mehmet ASLAN / 

Kovid-19 rakamlarına ilişkin bir tablo oluşturdum. Çok net bir şekilde şunu söyleyebilirim; rakamlarımız kesinlikle tutarlı değil.

Önce bütün dünyaya ilişkin veriye bakalım. Bugün itibariyle 1.563.852 vaka var. Toplam iyileşen sayısı 345.856.

Yüzde olarak hesaplandığında hastaların %22,12’sinin iyileştiği görülüyor. Buna karşılık toplam ölüm sayısı, 91.830. Yine yüzde olarak hesaplandığında, ölüm oranı % 5,87.

Yukarıdaki rakamlar dünya ortalaması. Bir daha söylemek gerekirse iyileşme oranları yaklaşık % 22 seviyesinde, ölüm oranları da % 6’ya yaklaşmış durumda.

Şimdi ülkemizde ki rakamlara bakalım. Son rakamlara göre, vaka sayımız 42.282. İyileşen hasta sayımız 2.142. Yaşamını yitiren hasta sayımız 908.

Bu rakamları oranlarsak, iyileşen hastalarımızın toplama oranı % 5,07. Yaşamını yitiren hastalarımızın toplama oranı ise % 2,15.

Dünyadaki toplam iyileşme oranı % 22 iken, bizdeki iyileşme oranı %5. Yani iyileşme oranlarımız çok çok düşük seviyede.

İyileşme seviyelerimizin bu kadar düşük olması, doğal olarak ölüm oranlarının yüksek olması anlamına gelir, ama tam tersi ölüm oranlarımız % 2 gibi oldukça düşük bir seviyede.

Biraz daha somut hale getirmek için, ölüm oranları bize yakın olan ülkelere bakalım.

Almanya’da ölüm oranları bizimkiyle hemen hemen aynı: %2. Almanya’da olduğu gibi % 2 civarında ölüm oranınız varsa, iyileşme oranınızın da çok yüksek olması gerekir. Nitekim Almanya’nın iyileşme oranının % 40 olduğunu görüyoruz.

Bu durumda, Türkiye için rakamları manipüle ediyor diyebilir miyiz? Evet böyle bir şey söylemek mümkün.

Peki bu manipülasyon nasıl yapılıyor. Sağlık alanında yöneticilik yapmış biri olarak söyleyebilirim.

Bizde klasik anlamda hile yapılmaz. Bu iş öyle bir yapılır ki, TÜİK’in enflasyon rakamları gibi bir durum ortaya çıkar. Yani TÜİK rakamlarla oynamaz.

Mesela % 20 hesaplanmış bir enfasyon rakamını kırparak bize % 12 diye açıklama yapmaz. Ancak, veri hesaplama yöntemini öyle bir değiştirir ki, rakamlarla oynamasına gerek kalmaz ve zaten istediği % 12 rakamına ulaşır.

Özetle rakamları, uyguladığınız yöntemlerle köleleştirdiğinizde zaten istediğiniz sonuca ulaşırsınız.

Burada da aynı hikaye var. Eğer iyileşme oranınız % 5 ise. Ölüm oranınızın da en az % 10’larda olması beklenir.

Durum böyle değilse, tutarlı olmak için aradaki farkı eritecek yöntemler bulmanız gerekir?

İşte burada “şark kurnazı” kimliğimiz devreye girer.

Bakanlıktan hastanelere açıkça talimat gitmez. Gitmesi de gerekmez…Türkiye’nin bütün kamu hastanelerdeki yöneticiler AKP’lidir ve onlar nasıl davranacaklarını refleks olarak bilirler.

Bakanlık yöneticinin kulağına, yönetici ilgili klinik şefinin kulağına usulca fısıldamayı bilir. Bazen fısıldamaya bile gerek kalmadan, klinik şefi dönemin ruhunu uygun davranışı sergiler ki onu “iyi yönetici” yapan da bu özelliğidir.

Bu fısıldamaları veya dönemin ruhuna uygun davranışları cümlelere dökersem eğer, satır başlarıyla şunları sıralayabilirim:

-Böyle zor bir zamanda insanımızı panikletmeye hakkımız yok.

-Ferasetli bir yönetici gibi davranmak gerekir.

-Çoğu vakada hastaların kronik şikayetleri var. Teşhiste bunları da dikkate almak lazım.

-Hastada zaten çoklu semtomlar var. Zatürre, diyabet, kalp sorunu olan hastaları illa ki korona teşhisi koymak gerekir mi?

-Korona pozitif olsa da akciğerde yeterli tutulma yok, onun için diğer semtomları da dikkate almalıyız.

-Tanı olarak kovid-19 olabilir ama, laboratuvar testi ile kesinleşmemişse normal ölüm düşünülmeli.

-Yukarıdaki gibi vs. vs. cümlelerle klinik şefleri, hastane yöneticileri duruma usulca ayarı verir. Bu ayarı verdikten sonra da sonuçlar istediğiniz doğrultuda akmaya başlar.

-Yukarıdaki akışa uygun davranışı çıkartmanın zor olduğunu sakın düşünmeyin. Yönetici, uygun davranış konusunda saniyeler içinde evrimsel sürecini tamamlar. Bu mutlu akışı bozan, denklemi huzursuz eden tek asi değişken, genç ve idealist doktorlardır.

-Benzer durumlarda son derece sert, kararlı ve ilkeli olduklarına tanık oldum. Bu aynı zamanda yöneticinin de en dertli olduğu konudur.

-Henüz hipokrat yemini havasında olan, genç idealistler olmazsa, emin olun eleştirdiğim % 2 rakamına bile ulaşamayız.

-Peki bu durumu Sağlık Bakanının bilmesi gerekir mi?

-Deneyimlerime bağlı güçlü bir tahminle şunu söyleyebilirim: Sağlık Bakanının bunu bilmesi gerekmez. Durumun ne olduğuna dair hissiyatı olur; ancak bu manipülasyona dahil olmaması gerektiğini bilir. Bu durum kendisini daha samimi, daha içten ve daha güvenilir yapar çünkü…

-Rakamlardaki tutarsızlığı test etmemiz mümkün mü?

-Evet. Rakamlardaki tutarsızlığı test etmemiz mümkün; ancak bugün değil. Zaten amaç da bugünü atlatmaktır. Önümüzdeki aylarda, belki de gelecek yıl istatistiklere baktığımızda viral pnömoni (zatürre), diyabet, kalp yetmezliği, bulaşıcı hastalık vs. gibi teşhislerle ölen sayısındaki artışları önceki yılla kıyaslayarak bulabiliriz.

-Ama dediğim gibi, güncelliğini kaybetmiş bu veriler bir şeyi değiştirmez. Ülkemizde hesap verme geleneği olmadığı için de hesap sorma mekanizması işlemez zaten.

Hakkında admin

Tekrar kontrol edin

Saray, Kraliçe 2. Elizabeth’in mezarından ilk fotoğrafı paylaştı

Gazeteistasyon / Buckingham Sarayı, 19 Eylül’de yapılan cenaze töreniyle Windsor Kalesi’ndeki St George Şapeli’ne defnedilen …

Bir cevap yazın