Sultan Abdülhamid’in gözdesine musallat olan sinek…

Abdülhamid’in vehmi malum! Vehimlerin Efendisi!

Hani şüphelerinde de haksız değil Abdülhamid; birbirinden meşhur hafiyeleri var. Her biri vehim
yükleme ustası!

Ki maişet motorunun devir daimi bu vehimlerle oluyor.

Abdülhamid ki, kendisi dahil herkes olağan şüpheli; şüphe sahibi de şüphenin müsebbipleri de
memnun hallerinden! Bazen bir bahçıvan oluyor şüpheli şahıs Abdülhamit için…

Taif’te boğdurduğu Mithat Paşa’yı bir yana bırakalım!  Rivayete göre; Yıldız Parkı’nın bahçıvanı
arzı hal vermek istemiş Abdülhamid’e. İstidasını vermek için elini koynuna götürdüğünde
Bahçıvan, Abdülhamit de elini beline götürüp, çekmiş revolveri, “Ne olur ne olmaz” diyerek,
oracıkta öldürmüş bahçıvanı!

Şüpheden de sahibinden de kurtuluvermiş oracıkta… Dahası da var haliyle…

Yine bir gün, haremağalarından biri, Abdülhamid’in bir başka haremağasını vurmuş. Sonra çıkıp
Abdülhamit’ten af dilemiş. Sormuş Abdülhamid “Neyle öldürdün” diye…Umutlanmış haremağası,
çıkarıp belinden revolveri şöyle bir göstermiş Abdülhamit’e… Zaten o da sonu olmuş
haremağasının; huzuruna tabanca ile çıkabilen harem ağasını Beşiktaş’ta astırmış Abdülhamit!
Kurtulmuş şüpheden ve şüpheliden böylece..

Gel zaman git zaman sinek de nasibini almış bu vehimden…

Gözdelerinden birinin sırtındaki yaraya şarbon teşhisi konuyor. Tedavi, şu bu derken, Abdülhamid,
bu şarbonun gözdesine bulaşmasını, hele de sırtında ortaya çıkmasına türlü manalar yüklüyor!
Açıkça “Gözdem nerede, kimin karşısında soyundu” sorusunu soramasa da anlıyor meramı Opr. Dr.
Cemil Bey(Topuzlu). Vehmi yok etmek de haliyle Cemil Bey’e düşüyor… Şöyle anlatıyor yaşananları Cemil Bey:

“Efendimiz, bunda merak edilecek bir şey yok. Şarbon mikrobunun nerede bulunduğunu tayin etmek
de müşkül değil. Hastalığı bir sinek getirmiş olacak. Kötü bir tesadüf neticesinde, harem halkı
da yakınırken..:”

Vehim bir kez düşüyor Abdülhamit’e; bastırıyor emri, “O sinek tez buluna ve canlı olarak karşıma
çıkarıla…”

Gözdeye musallat olan sineği yakalamak da sarayın başhekimi İsmet Paşa’ya düşüyor…Ve Başhekim
İsmet Paşa’nın halini dinleyelim şimdi de Cemil beyden:

“Hamamda şarbonlu sinek var demişsin, Hünkar, beni çağırttı, ‘Bu sineği diri olarak tutacaksın’
emrini verdi. Üç günden beri, elimde balık ağından yapılmış bir kepçe, merdivenle kubbelere
çıkıp siner arıyorum! Aksi gibi bir tane de bulamadım. Yanımda haremağaları var. Onlar olmasa,
dışarıdan bir sinek yakalayıp Hünkar’a götüreceğim…”

Saraylının tutkusudur vehim sahibi olmak, vehim olmazsa yaşayamaz demek bile mümkün.
Vehmi, bir sinek bile ortaya çıkarır.

Meraklısına not:
Opr. Dr Cemil Topuzlu- İstibdat-Meşrutiyet-Cumhuriyet Devirlerinde 80 yıllık Hatıralarım
Sayfa: 91-92

Hakkında admin

Tekrar kontrol edin

Akşener: Biz de aday getirebiliriz, CHP’li de olabilir, kazanmak önemli

Gazeteistasyon / İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, katıldığı canlı yayında Millet İttifakı ve 6’lı …

Bir cevap yazın