Rambo’nun karizması fena çizildi…

Yeni bir kavram yerleşti dilimize. Virüs öncesi, virüs sonrası…Zaman zaman, virüs nedeniyle  geçmişe yönelik anılara, hepimizin daldığı oluyordur. Hey gidi günler diye iç geçiriyoruz, sonra silkinip kendimize geliyoruz.

Virüsü unutma!

Yolda yürürken, toplu taşıtlarda, yanımızdakilere, önümüzdekilere ‘ya virüs taşıyorsa’ diye şüpheyle yaklaşıyoruz. Hapşırdı, öksürdü, rengi niye solgun, ‘Yok canım, taşıyıcı’ değildir diye kendimizi avutuyoruz.

İnsanların psikolojisi allak-bullak. Herkes her yerde, görülmeyen, elle tutulamayan virüsü  arıyor… Virüse ‘Ne istiyorsun bizden’ siteminde bulunanlardan tutunda, küfür ve hakaret  yağdıranların sayısı her geçen gün artıyor.

Bu virüsten ne zaman kurtuluruz bilemem ama, bu Dünya artık eskisi gibi olmaz…

Ülkeleri yöneten liderlerin durumu, vatandaşlarından daha beter. Uyku haram hepsine. İzolasyon
perdesiyle, ülkelerini yönetmeye çalışıyorlar. Virüs mü onları yönetiyor, onlar mı virüsü belli  değil…

Devletlerin elinde, her türlü hava, kara, deniz,nükleer silahlar mevcut. Ama karşıda da  görünmeyen bir düşman var…Öyle bir hazırlıksız yakalandılar ki…Savaş’tan başka ellerinde bir argüman yok, hep öyle görmüşler. Savaş, kan ve gözyaşı. Sadece savaşmayı biliyorlar. Milyonlarca insanı yerlerin yurtlarından ettiler.

Dünyayı yönetmek için, her dönem bir düşman yaratıyorlar. Düşman kavramı üzerinden yürüyüp,
her türlü anti demokratik eylemlerini meşru hale getiriyorlar. Ürettikleri silahları yoksul ülkelerin halkları üzerinde test ediyorlar. Laboratuvar sahaları da ağırlıklı Ortadoğu, Afrika…

Görünmeyen düşman, bu yerleşik düzeni altüst etti. Yönetimler çuvallayınca, sivil toplum örgütleri ön plana çıktı. Devletlerin yapamadığını,sivil toplum örgütleri yapıyor.

Bu devletler, eninde sonunda silahlanma yarışına son verecekler, görünmeyen düşmanlara karşı, insan odaklı bir strateji geliştirmeleri artık kaçınılmazdır.

Gerçi ne yapacaklarını da bilmiyorlar. Yalan üzerine kurulu propaganda almış başını gidiyor. Maske, solunum cihazı ve benzeri tibbi malzemeler, dünya piyasalarında karaborsa. Durum o kadar vahim ki, başka bir ülkenin satın aldığı mallarını çalıp, pişkin-pişkin kendileriyle ilgisinin olmadığını da söyleyebiliyorlar.

Çin mi, ABD mi, Rusya mı? Hangisi doğruyu söylüyor; Kestiremiyoruz… ABD, virüsten önce Rusya ve Çin’i düşman olarak niteliyordu. Şimdi yardım talebinde bulunuyor.

ABD, uzun yıllardır ‘Rambo’ senaryolu kahramanlık filmleriyle, güçlü devlet imajı çiziyordu. İnsanların beynine o kadar işlediler ki Rambo figürünü, ‘patron biziz’ mesajıyla dünyaya diz çöktürdüler.

Küresel bir iş adamı mı olmak istiyorsun, ABD’lilerden onay alman gerekir.Ülke mi yönetmek istiyorsun, Beyaz Saray’ın rahle-i tedrisatından geçmen gerekiyor…Virüsle birlikte o senaryoda çöktü. Virüs ‘Rambo’nun karizmasını fena çizdi.

İspaya, İtalya, İngiltere, kısacası Avrupa, inim inim inliyor. Demokrasi ve özgürlüklerin beşiği olan Avrupa, böyle bir kriz karşısında kurbanlık koyun gibi bekliyor…

Bu kriz, eninde sonunda bitecek. Sonra ne olacak?

Devasa bir ekonomik krizle karşı karşıya kalacağız. Daha çok yoksuluk, daha çok işsizlikle yüz yüze geleceğiz. Gelişmiş, gelişmekte olan olan ülkelerin tamamı, virüsün açtığı ekonomik krizle boğuşacaklar. Faturayı vatandaşlarına kesecekler.Ancak,girecekleri ilk seçimlerde de, halk iradesiyle oturdukları o koltuklardan indirilecekler.

Bundan sonra, dünyadaki siyasetin paradigmaları da değişir. Çevre ve insan odaklı siyaset ön plana çıkacaktır. Yeni bir dünya düzeninin doğum sancıları yaşanması kaçınılmazdır.

ABD’nin emperyalist tutumu ortada, Rusya ve Çin’in de ABD’den farkı kalmamış. Tek umudumuz,
demokrasi ve özgürlük geleneği olan Avrupa…

Hakkında admin

Tekrar kontrol edin

Diyanet’ten 6 yaşında çocuğa nikâh kıyılması hakkında açıklama

Gazeteistasyon / Diyanet’ten Hiranur Vakfı’ndaki çocuk istismarı hakkında açıklama geldi”İslam’a göre bireylerin rüşt yaşına gelmeden …

Bir cevap yazın