Tatlısu’dan Beyaz Türk’e Düzülenlerin Yazgısı…

Beyaz Türk, teriminin literatüre girmesinin birkaç on yıllık geçmişi var. Kimi Prof. Nilüfer Göle’ye bahşetti bu kavramı bulma onurunu, kimi de medya mensuplarına. Sanırım genel kabul; bu terimi literatüre sokan isim gazeteci merhum Ufuk Güldemir! Güldemir, bu terimi ilk kez 1992 yılında Turgut Özallı yılları kaleme aldığı “Texas-Malatya” adlı kitabında geçiriyor. Güldemir’e göre; “Beyaz Türkler: Türklerden fazla hoşlanmayan, Çankaya’da Fransızca konuşan, sarışın İstanbullular görmeyi özleyen bir türdür.”

Beyaz Türk teriminin kullanan öncüler arasında Ertuğrul Özkök, Serdar Turgut, Taha Akyol, Mine Kırkıkkanat, Güneri Civaoğlu, Mehmet Barlas, Canan Barlas, Ruhat Mengi, Perihan Mağden, Yılmaz Özdil’i de saymak mümkün. Kimi kendini ve yaşam görüşünü kutsamak, kimi de bunu hırpalamak amacıyla sarılmışlar bu terime.

Sanırım “Beyaz Türk” terimi, FETÖ’nün ve AKP’nin yükseliş dönemlerinin izahını da çokça anlatmak için kullanılmıştı. Hele dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 17 Mart 2014 Pazartesi günü Aydın mitinginde kürsüden, “ Eğer bu milletin hizmetkârı olmak zenci olmak demekse, ben zenciyim” diye seslenmesi, bambaşka bir mana yüklenmesinin de beraberinde getirmişti bu terime.

Soner Yalçın, (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı-Efendi) kitabıyla sahaya inmesi, Ertuğrul Özkök’ün, (Beyaz Türk’ün Hatıra Defteri) ile seriyi sürdürmesine yol açtı.

Neyse sadede gelelim, gerek (Ak- gerekse de Beyaz Türk) kavramları çoğunlukla ezilenler tarafından olumsuzlanmış, eleştirilmiş, hatta hırsların, öfkelerin tarifi olmuş.

Modern vakitlerde ki, özellikle mütareke yıllarında da dönem kendi kavramlarını ortaya çıkmış. Mesela Tatlısu Frenk’i, yani İstanbul’un işgalinde, işgalciyle işbirliği yapan bazı Ermeni ve Rumları anlatmak için bulunmuş bir terim.

Frenk’in tatlısı olur da Türk’ün olmaz mı?

İşte Sinan Korle anılarında , ilkin işgal altındaki İstanbul’da “Kara Budun”u anlatıyor:
“Kızıltoprak, Erenköy, Bostancı tarafında, daha çok sessizlik, savaşı kaybetmiş ve Anadolu’da İstiklal Savaşı başlatmış bir ulusun hüznü hissediliyordu!”

Haliyle “Tatlısu Türk’ü” için de yazdıkları var Sinan Korle’nin. Fenerbahçe’den Büyükada’ya, Kartal’dan Yeşilköy’e kadar “Tatlısu Frenk”lerinin işlettikleri gece kulüplerinde işgalci askerlerle hem hal oluşlarını anlatırken, Sinan Korle, “Tatlısu Türk”ünü de haliyle unutmuyor:

“Bu kulüplere Türkler alınmazdı. Ama, bu arada, sırf Avrupalılara yaranmak isteyenler ve yabancıyı kendisinden üstün gören bir çok kimse, çeşitli dalaverelerle bu kulüplere üye olmayı başarmışlardır. Kuşkusuz halkımız da bunlara özel bir ad takmıştı, bunlara ‘Tatlısu Türk’ü denirdi.”

ABD’den araklansa da; “Beyaz Türk-Kara ya da Siyah Türk” ayrımı kadim Türk tarihi kadar eski bir kavram. Orhun Yazıtları’ndan Dede Korkut öykülerine kadar yeri var; “Ak Budun-Kara Budun” la tarif edilen sınıfsal-sosyal ayrımın…

Kimi vakitler “Ak Budun-Beyaz Türk ” mensubu olmak yüceltilmiş, kimi vakitler yerilmiş. Ama her vakit “Kara budun” öteki, ezilen için kullanılmış. Anlayacağınız, düzenlerin tanımları, değişse de düzülenlerin hali pek değişmemiş…

MERAKLISINA NOT: Sinan Korle- Kızıltoprak Günlerim sayfa:82-83

Hakkında admin

Tekrar kontrol edin

Bakanlık Daire Başkanı eşini öldürüp intihar etti

Gazeteistasyon / Adalet Bakanlığı’nda Destek Hizmetleri Dairesi Daire Başkanı olarak görev yapan Serkan Tüzün, önce …

Bir cevap yazın