Görmezden gelemeyiz…

Suriye iç savaşı dokuz yıl önce Mart ayında başladı. Arap Baharı’nın protesto dalgasının bir parçası olarak, Suriyeliler diğer şeylerin yanı sıra demokrasi çağrısında bulunuyorlardı. Dokuz yıl boyunca, Suriye’nin karmaşık iç savaşı yabancı güçleri de içeriyor. Örneğin, son savaşların yaşandığı İdlib, Rusya ve Türkiye’yi de içeriyor. Esad rejimi Suriye’nin yüzde 70’ini elinde tutuyor. Savaşta Esad Rusya, İran ve Lübnan askeri örgütü Hizbullah tarafından desteklendi.
Yıllar süren İç Savaş nedeniyle çatışmaların ardından Suriye’deki sağlık sistemi, kötü durumda. şimdi tüm olumsuzluklara bir de Korona virüs eklendi. Dünya Sağlık Örgütü, bölgedeki sağlık hizmetlerinin sadece yarısının işler durumda olduğunu tahmin ediyor.
Sığınmacılar örgütlü değil.
Hükümetleri yok.
Yetkili kurumları bulunmuyor.
Birde İran Korona virüsün en korkunç yerlerden biri,
İran’ın askeri açıdan Suriye’de ne kadar büyük bir angajmanı olduğu düşünüldüğünde, Koronavirüsün savaştan kaçan sığınmacılar arasında da görülmeye başlanması sadece an meselesi.

İç savaşın sonuçlarını izleyen Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre, Suriye İç Savaşı sırasında en az 384.000 kişi öldü. Ölenlerin 116.000’den fazlası sivillerdir. Gözlemevine göre, yaklaşık 22.000 çocuk ve yaklaşık 13.000 kadın öldü. Savaşta öldürülenlerin arasında Suriye birlikleri, cihatçılar ve Kürt militanlar da var.
İç Savaş Suriye ekonomisini yok etti. 11 milyon Suriyeli evini terk etmek zorunda kaldı. İki yıl önce Birleşmiş Milletler savaşı 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana meydana gelen en kötü insan yapımı felaket olarak nitelendirdi. Protestocular demokrasi çağrısı yapıyor.
Yunan adalarındaki sığınmacı kamplarında 40 binin üzerinde insan yaşamakta. Bunların 1500’ü, AB ülkelerince alımları Korona krizi nedeniyle durdurulan refakatçisiz çocuklar. Virüs bu kalabalık ve sıhhi tesisatların kısıtlı olduğu kamplara resmi olarak ulaşmış değil. Avrupa basını, bir insanlık felaketinin adım adım yaklaştığını söylüyor.

Virüsün eninde sonunda, Avrupa’nın dış sınırlarındaki kamplara ve Mağrip devletleri gibi Avrupa’nın kıyısındaki bölgelere sıçraması kaçınılmaz. Daha şimdiden sayısız yardım projesinin askıya alınmasına neden oldu bile. Umarım virüs, bu kamplara girmeden durdurulur. Umarım küresel topluluğun bir parçası olan Avrupa’da, “gözden ırak gönülden ırak” düsturuna dayanmayan, dayanışmacı ve sürdürülebilir bir sığınmacı ve göç politikası yaratma sorumluluğunu hayata geçirmek için illa insanların ölmesine, “kitlesel bir facialara” gerek kalmaz. Siyasi olarak hangi görüşü savunsak da, kendimiz için ne kadar endişelensek de artık sorunu görmezden gelmenin zamanı değil.

e-mail m.nesim.sevinc@gmail.com

Hakkında admin

Tekrar kontrol edin

TGC: RTÜK iktidar adına ceza dağıtma görevinden vazgeçmeli

Gazeteistasyon- Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, RTÜK’ün asıl görevini unutup iktidara yakın olmayan TV kanallarını düzenli olarak ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir