Diri diri kireç kuyularına atılanlar…

Çok çekti mazlumlar coğrafyasının kadim sahipleri; kimi vakit işgalcilerden, kimi vakit iktidarlardan, kimi vakit de kendilerinden. Durduk yere vurdular kırdılar birbirlerini…
Ta ki; bir musibet peyda olana kadar!

Korona vakitlerine böyle böyle geldik. Ancak evveli de vardı haliyle. Koronadan evveli veba, tifüs, tifo derken kolera gelip dayandı kapılarına…

Hele ki Balkan Savaşı’nda; Bulgar’dan çok kolera kırdı, Osmanlının neferlerini ve bıyığı terlememiş zabitlerini…

O kıranda Alman subay Gustav von Hochwachter günlük tutmuş. Gördüklerini, yaşadıklarını kayda geçirmiş. Osmanlı’nın insafını da görmüş, insafsızlığını da!

Aklının havsalasının almadıklarını anlatmış Alman subay!

Şöyle kaleme almış yaşananları von Hochwachter 11 Kasım 1912 Pazartesi günü:

“Ne kadar hasta ve can çekişen var! Her yerde ölüler yatıyor. Zavallı insanlar simsiyah olmuş. Rayların arasında iki asker ölü gibi yatıyor. Doktorun birini uyarmama rağmen, bir bakış fırlattı ve gitti. Bir üçüncüsü daha düştü. Nihayet arkadaşları onu sırtlayarak, yük vagonuna kadar sürükledi. Bu durum daha ne kadar sürecek?

Açlıktan yere yığılanları kolera hastası sanıyorlar, adamın ölüp ölmediğini kontrol etmeden, kireç kaymağını üstüne serpiyorlar. Kireç göz çukurlarını yakıyor.”

Ve şu notu düşüyor Alman subay günülüğüne:

“Hayattan artık hiçbir şey beklemeyenlerin bu dehşeti bir dakika görmeleri yeter!”

Meraklısına not:
Gustav von Hochwachter- Balkan Savaşı Günlüğü- Türklerle Cephede
Sayfa: 73-74-75

Hakkında admin

Tekrar kontrol edin

Gazeteci Türfent, 6,5 yıl sonra özgür

Gazeteistasyon / “Örgüt üyeliği” ve “Örgüt propagandası” suçlamasıyla yargılandığı mahkemece 8 yıl 9 ay hapis …

Bir cevap yazın