28 yıldır faili meçhul kalan gazeteci cinayeti…

Faruk BALIKÇI /

28 yıl önce bugün…Çocuk çığlığına koşarken, beyaz bayrağı kana buladılar…Birlikte beyaz bayrak taşıdığımız meslektaşımız İzzet Kezer kafasına isabet eden mermiyle hayatını kaybetmişti. Onun yanındaki gazetecilerin ifadeleri alındı, ancak ‘mermi çekirdeği bulunmadı…’ bölgede yaşanan birçok cinayetler gibi bu dosya da yine tozlu raflara kaldırıldı. Katil veya katilleri belki de halen aramızda dolaşıyor.

O gün neler yaşadık?

Acıların katmerleştiği yıllardı 1990’lar.  Köylerin boşaltıldığı, faili meçhul cinayetlerin işlendiği bir döneme denk gelmişti 1992 Newroz’u da…Newroz yaklaşıyordu, Avrupa’dan, büyük kentlerden gazeteciler Cizre’yi mesken tutmuştu. Hem bir tedirginlik, hem de heyecan vardı herkeste. Çünkü bir yıl önceki Newroz’da kan akmıştı. Kadıoğlu oteli tüm gazetecilerin mesken yeriydi.  Otel çalışanlarının el bombası süsü verdikleri oyuncağı otel penceresinden lobiye atmasıyla gazetecilerin masaları devirerek, nasıl canhıraş dışarıya kaçtıkları Newroz öncesi, gerginliği de özetliyordu aslında.

Cizre çanak misali. Newroz sabahı insanlar çevre köylerden yöresel kıyafetlerini giymiş, tepelerden, dağlardan binlerce kişi meydana akıyordu.  Meydanda davullu zurnalı coşkuyla Newroz karşılanırken, bir başka grubun yolu kesilmişti. Oturdular cadde üzerine protesto ediyorlardı. İşte tam o sırada zırhlı araçlarla, özel tim polis kalabalığa müdahale edince, hava kararıncaya kadar devam etti. Yaralı ve ölümlerin yaşandığı haberleri geliyordu.  Devlet yine Newroz’un kutlanmasına izin vermemiş, kutlamalara Devlet gücüyle cevap vermişti.

Newroz kanlı geçmiş, gerginliği ise sürüyordu. Adeta fiili olmayan bir sokağa çıkma yasağı yaşanıyordu. Ana caddelerde ve sokaklarda zırhlı araçlar sadece ring atıyordu. Kanlı Newroz’un ardından iki gün geçmişti. Gazeteciler oteli terk etmemiş bekliyorlardı. 23 Mart öğleni o sessizlikte bir çocuğun çığlık sesi otelde yankılandı adeta. Refleks ile10 gazeteci sesin sahibini bulmak için otelden dışarı çıktık. Kent sessiz, cadde ve sokaklar bomboştu. Bir sokak arasına girdiğimizde, üzerimize yaylım ateşi açılınca, en yakınımızda ki bir eve sığındık. ‘Beyaz bayrak’ yapalım denildi. Üç sopanın ucuna, Beyaz bez parçası taktık. Birini ben,  birini İzzet Kezer, birini de Alman gazeteci taşıyordu. İzzet, Erzincan Depreminden Cizre’ye Newroz’u izlemek için gelmişti. İlk kez geliyordu bölgeye. İsteyerek gelmişti. Heyecanlıydı ve çok sessiz biriydi. Sığındığımız evden heyecanla, bayrağımızı sallayarak dışarı çıktık. İlk ateşle karşılaştığımız yere gelince tekrar yoğun bir ateşle karşı karşıya kaldık.  Bir evin kapısının altına uzandık. Ateş bir türlü durmuyordu. Uzandığımız kapının altında geriye akınca İzzet’in elinde beyaz bayrak, göğsünde fotoğraf makinası boylu boyunca uzanmış, kafasından kan sızıyordu. Kapıyı yumruklayarak, ‘açın’ diyorduk. Önce tereddüt eden ev sahibi, kapı altındaki boşluktan fotoğraf makinamızı uzatınca, kapı açıldı ve eve sığınarak kurtulmuştuk. Ancak, İzzet’i sokakta arkamızda bırakmıştık. Ateş sesi kesilince, birkaç kişiyle birlikte İzzet’e gitmek istedik. Sokağa çıktığımız anda yeniden ateş açılmaya başlayınca tekrar eve sığınmak zorunda kaldık. Oysa bir çocuk çığlığına koşmuştuk birlikte beyaz bayrağımızı kana buladılar. İzzet kafasından aldığı kurşun ile orada hayatını kaybetmişti. Mermi çekirdeği bulunmadığı gerekçesiyle doysa ile ilgili takipsizlik kararı verilerek diğer öldürülen onlarca gazeteci gibi dosyası tozlu raflara kaldırıldı.

Gazeteciler tarihin tanığıdır. Söz uçsa da, fotoğraf objektifdir, kalıcıdır. Karanlığın olduğu yerde, tarihe ışık tutmak isteyenler bedel ödediler.  Aradan 28 yıl geçti, halen 90’ı aşkın gazeteci cezaevinde…

Hakkında admin

Tekrar kontrol edin

Maymun çiçeği virüsü üç ülkede daha görüldü

Gazeteistasyon- 18 ülkede görülen maymun çiçeği virüsü Birleşik Arap Emirlikleri, Çek Cumhuriyeti ve Slovenya’da rastlandı. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir