Küresel Mahpusluk günleri…

Ev hapsindeyim, keyfim yok, enerjim tükenmek üzere, her an, her saat aynı şeylerle debelenip durmak psikolojimi allak bullak ediyor.  Benim durumumda olan binlercesi var.

TV kanallarında bağırıp çağıran insanlar, aynı koronun elemanları gibi, ‘’Ellerinizi yıkayın, burnunuza ve yüzünüze dokunmayın’’ dedikçe mahpusluk günlerim adeta cehenneme döndü. Dezenol, kolonya, sabun derken ellerim köseleye döndü..  Benim durumumda olan binlercesi var.

Dünyayı kasıp kavuran, bir vampirin kana doymazlığıyla aynı seyri izleyen bu lanet olası virüsü, kim ve kimler ortalığa saldı. İddialar gülünç olduğu kadar, korkutucu. Deniyor ki, ABD’de askeri laboratuvarlarda geliştirilen virüsün denenmek üzere Çin’e salıverilmiş. İster inan ister inanma, insanların kafasında kocaman bir soru işareti. İnanıyorum desem olmuyor, inanmıyorum desem olmuyor. Benim durumumda olan binlercesi var.

Biraz empati yapalım, virüsün etkisi Çin’den hemen sonra İran’da görüldü. İnsan düşünmeden edemiyor, minicik bir virüs bu ülkeye de mi salıverildi diye. Bunlar sizin için bir komplo teorisi gibi gelebilir. Ama bu ABD ney yaptığı, ne yapacağı belli olmaz. Söz konusu bu ülkelerin ekonomisini çökertmek, olası bir savaşta askeri ve insan gücünü kontrol altına almak amacını güdebilir.

Bu virüs sonunda geldi Avrupa kapılarına dayandı. Salgın hızla yayılınca, başkasının kapısına bırakılan pislik eninde sonunda senin de kapında beliriverir. Şimdi Avrupa ile birlikte ABD’de bu belayla buluştu.  Size bir komplo teorisi gibi gelse de, ben düşünmeden edemem. Benim durumumda olan binlercesi var.

Kıtalar arası küresel bir soruna dönüşen virüs, birçok ülkede sokağa çıkma, alışveriş yapma, gezme, eğlenme, temas kurma gibi yaşam Kriterlerini baskı altına almayı başarmış gibi. Adeta dünya ‘’Küresel Mahpusluk’’ günlerini yaşıyor. Her ülke kendi koşulları çerçevesinde önlem almayı, yarım yamalak da olsa başarmanın telaşı içinde. Özellikle Avrupa ülkelerinden bazıları yaşlı nüfustan kurtulmak istercesine ilk aşama hiçbir önlem alma yolunda ciddi adımlar atmadı. Ecel kapıya dayanınca ‘’Eyvah Eyvah’’ demeye başladılar. Ama ölü ve vaka sayısı artınca telaş ve panikleri pik noktasına çıktı.

Bu küresel saldırı karşısında tüm ülkeler elindeki her türlüyü bilgiyi Dünya Sağlık örgütüyle paylaşmakta zaman kaybetmeden hayata geçirmelidir. Aksi, felakete bir kasırga gibi insanlığı yok etmekten geri kalmayacak. Bu ciddi sorunu ciddiye almalı, önlemler ve koşullara uyulmalı. Yurdum insanı bu sorunu halen ciddiye alır emareler göstermiş değil.

Çarşı Pazar demeden oradan oraya koşmayı halen marifet sanıyor. Umreden gelenler karantina isyanı başlatmış, kaçmak isteyen isteyene. Bu ruh halleri toplumda beklenmedik virüs patlaması yapacağından zerre kadar umurları değil. Camiye de giderim, nişan düğün de yaparım havasından kendini alamıyor.

Oysa günlerdir TV kanallar bu konuda uyarılarda bulunmalarını hiç mi hiç umursamıyor. Bir kişinin beş kişiye bu lanet olası virüsü bulaştırdığını düşünün rakam korkunç boyutlara ulaştığında önlem almanın da artık hiçbir faydası olmayacağı aşikârdır.

Ülke olarak,  virüsü engellemenin temel koşullarına uyulduğunda, sağlık ve ekonomik çöküşün de önünü almış oluruz. Bu lanet salgından kurtulmak adına gerekenleri yapın, insanlarla tokalaşmak, sarılmak istiyorsak, şen şakrak kahkahalar atmak istiyorsak, önce kendimizi, ailemiz ve sevdiklerimizle birlikte tüm insanlığa hizmet etmiş olduğumuzu unutmadan, ‘’Yaşasın Yaşam’’ diye haykırmalıyız…

Hakkında admin

Tekrar kontrol edin

Akşener: Biz de aday getirebiliriz, CHP’li de olabilir, kazanmak önemli

Gazeteistasyon / İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, katıldığı canlı yayında Millet İttifakı ve 6’lı …

Bir cevap yazın