“Gerdeğe de, İzmir’e de girdi…”

Çetrefilli, badireli çokça da muhataralı coğrafyada, başa gelenler yazgı ya da kader olarak adlandırılıyor. Tevekkülle izah ediliyor zahmetler. Zahmet sahiplerinden birisi de Süvari Yaver Yüzbaşı Şerafeddin Efendi!

Ki kendisi şehzade Fuat Efendi’nin yaveri! Aynı vakitte Tunus-Libya cephesindeki Afrika Grupları Kumandanlığı’nda görevli. Askerlik bu; esaret de, zafer de var. Esir düşüyor Şerafeddin Efendi Tunus’ta. Bir İtalyan gemisi ile esir olarak Akdeniz’e açılıyor.

Tarih, 15 Mayıs 1919

İzmir’in işgalini, gemide okudukları bir İtalyan gazetesinden öğreniyor Süvari Yüzbaşı Şerafeddin. Fena koyuyor bu işgal. Hırsından kendini yiyip bitiriyor. Güvertede-kamarada , başta ve kıçta Şerafeddin için varsa yoksa İzmir!

Her gördüğüne anlatıyor, hülyasını, tutkusunu, öfkesini; “İzmir’e ilk subay olarak ben gireceğim” diyor.

Malum esaret hali; kimi gülüyor, kimi üzülüyor, kimi de öfkesinden Kayzer bıyıklarını kemiriyor…
Ağır geliyor esaret , İzmir’in işgali ağır geliyor Şerafettin efendiye bir öğle vakti üniforması ve yaver kordonuyla güverteden hazır ol vaziyette atlıyor denize…
Üstelik yüzme de bilmiyor!

Neden sonra gemide görevli İtalyan Teğmen Rossini, denize atlayıp intihara teşebbüs eden Süvari Yüzbaşı Şerafeddin’i kurtarıyor.Kurtarıyor da sonra ne oluyor!İtalya’da Fassano esir kampına gönderiliyor.

Günler, aylar sonra esir takasıyla özgürlüğüne kavuşuyor…İstanbul’da Süvari Yüzbaşı Şerafeddin! Ve tesadüf bu ya Galata Köprüsü’nde esirlik arkadaşı Telgraf Teğmen İhsan ( Soley) beye rastlıyor.

İlk işi arkadaşı İhsan beyi, düğününe davet etmek oluyor Süvari Yaver Şerafeddin Efendi’nin. Fırsatı bulan İhsan bey, gemideki sözünü anımsatıyor ve takılmadan edemiyor, diyor ki:
“Hani, İzmir’e giren ilk Türk subay siz olacaktınız? Gerdeğe girmek daha kolay geldi galiba?”

Kati kararlı konuşuyor Şerafeddin Efendi…“Ben hem gerdeğe girerim, hem de ilk Türk subay olarak İzmir’e girerim..”

Bir süre sonra gizli örgütte görev yapan İhsan beyin aracılığı ile Anadolu’ya geçiyor Şerafettin Efendi ve Kuvay-ı Milliye saflarında vatan savaşına katılıyor.
İhsan Soley yıllar yıllar sonra şöyle anlatıyor o günleri:

“Şerafeddin efendinin düğününe gidemedim. Bir müddet sonra Anadolu’ya geçen Şerafeddin Efendi, İzmir’e ilk giren yaralanan atını değiştirerek yine en önde ilerleyen, aldığı yaralardan kanlar içinde İzmir Vali konağındaki Yunan bayrağını indirip, şanlı Türk bayrağını çeken ve Buhara hükümetinin Sakarya Muharebesi’nden sonra M.Kemal Paşa’ya hediye olarak gönderdiği kıymetli üç kılıştan birini kuşanan subay oldu.”

-Meraklısına not:
İhsan Soley- Teşkilat-ı Mahsusa’dan Kuvay-ı Milliye’ye- Kahraman Bir Türk Subayının Hatıraları
Sayfa: 93-97-98

Hakkında admin

Tekrar kontrol edin

İlhak sonrası Rusya’ya ABD’den yaptırım kararı

Gazeteistasyon / ABD yönetimi, Rusya’nın Ukrayna’nın bazı bölgelerindeki “ilhak” kararını kınayarak Rus Merkez Bankası Başkanı …

Bir cevap yazın