İtalya’da Markaların Sessizliği..! ROMA

Tüm dünyayı ve özellikle de İtalya’yı etkileyen Korona Virüsü için çeşitli yorumlar yapılıyor: “Doğanın intikamı”, “Dünya düzeni yeniden kuruluyor” diyen var. Ya da, son günlerde mutfak kültürlerinin tüm dünya sahnesinde sergilenmesi nedeniyle -tarihteki virüs salgınlarını da anımsatarak- “normal” yorumunu yapanlar da var. Durduğumuz yere göre,tüm görüşlerde bir gerçeklik payı bulabiliriz…

Roma’nın terk edilmiş, insanda sevgiyle sarılma duygusu uyandıran caddelerinde dolaşırken ‘dünyanın imalatçısı’ konumuna yükselmiş-yükseltilmiş Çin’den gelen ürünlerin de satıldığı mağazaların hazin çöküşlerini düşündüm! Dünya ekonomisinin, en büyük ikinci oyuncusu Çin’de üretim neredeyse durmuş; ülkeler ürünleri gümrüklerde beklemeye almış, Çin genelinde lojistikte yaşanan sıkıntılar en çok da, turist cenneti ve moda merkezi İtalya’yı ciddi bir biçimde etkilemişti.

Şehrin ünlü markalarıyla sıralı, Via Del Condotto ya da küçük-büyük mağazaların sıralandığı Via Del Corso’da daha bir hafta öncesine kadar, tüm cazibeleriyle şıkır şıkır sıralanan mağazalar, şimdi ironik bir yalnızlık sergiliyorlardı. Burberry, Polo Ralph Lauren, Armani, Marc Jacobs, Zara ve diğerleri… Tüm mağazalar kapılarını yas rengi siyah perforje kapılar, ya da parmaklılarla kapatmış, vitrinlerine astıkları, ‘Kapalıyız notuyla’ belirsiz bir bekleyiş içine girmişti…

Ucuz iş gücü nedeniyle,fabrikalarını Çin’e taşıyan dünya markaları, Çin’den gelen küçücük, ama
kapitalizmin egemenliği gibi yaygın, egemen ve öldürücü vahşi bir virüsle yere serilmişti. Sezar’ın büyüttüğü, evlatlığı Brütüs’ün yaptığı gibi sırtından da değil tam kalbinden vurulmuştu!

Bir virüs, şık,pahalı ve bir çoğu için ulaşılamaz ürünlerini de eline alarak, kendini büyüten patronlarına kadar ulaşmış ve onları da yere sermişti… Karşılıklı etkileşimli ‘Domino’ etkisiyle… Mesela koronavirüsün en çok etkilediği kuzeydeki Lombardia bölgesinin en büyük ve moda sektörüyle önemli kenti Milano’da yine çok önemli Moda Haftası vardı. Ünlü ünlü markaların yarıştığı bu ünlü moda haftasında bir defile düzenleyen Armani, son dakikada davetlilere kendi sağlıklarını düşünerek gelmemeleri konusunda çağrıda bulundu. Ve herkesin katılmak için can attığı defile, boş bir salonda ve boş sandalyelere yapıldı. Ve uluslararası marka Armani’nin çok özel defilesi Korona Karantinası dayatması altında videodan yayınlandı!

Daha çok kar etmek için, fabrikalarını Çin’e taşırsın. İmalatını orada yaparsın. Sonra tüm dünyada bu ürünleri yüksek karlarla satarsın. Ama bu yolda kendi ülkenin ekonomisini, yatırımını, ürününü,insanını, emeğini, sanatçısını, sanatını, işsizlik bunalımına giren insanlarını ve en önemlisi kültürünü hiç düşünmeden bir kenara iter ve asla gözünü doyurmayacak paranın peşine düşersin.

Ama gün gelir,bir imalat adası olarak kullandığın yerden yükselen Korona karabasanı kapılarının üzerine çöker ve rengarenk ürünler, böyle hazin, yapayalnız bir duruşla vitrinlerde-raflarda tozlanmaya terk edilir…

 

Büyük ya da küçük mağazalarıyla… Pahalı ya da ucuz ürünleriyle… Ve sahip olduğun tüm
zenginliklerin tadını çıkaramadan bir karantina dönemine girersin! Tüm bunları düşünürken, “Bütün bu olan biten sessiz çığlıkların intikamı olabilir mi?” diye düşünmeden edemedim. Eğer öyleyse sonuç almalarını umuyorum; Korona Virisü dünya tarihinde bir dönüm noktası olsun. Roller değişsin. Vahşi ve artık dünyayı her yönden yok etme noktasına taşıyan sistem, güç, çıkar ve bencillik yönünde değil eşitlik, adalet, toplumsal huzur, doğal hayat ve insanı öncelleme yönünde yeniden kurulsun.

Tam bu noktada, geçen yıl Roma’da bir mağaza da beni çok acıtan bir anımı aktarmak istiyorum. Bir gün bir arkadaşıma hediye almak için Piazza Barberini’ye yakın bir mağazaya girdim. İlk bakışta şık perforje kapısı, kırmızı tentesi ve kapının her iki tarafında beni her zaman çok çeken çiçekli saksıları ile klasik İtalyan mağazasını andırıyordu. Mağazaya girdiğimde neredeyse tüm ürünlerin Çin’de imal edildiğini anladım. Yine de nezaketen her zaman yaptığım gibi şöyle bir dolaştım ve etiketlere baktım.

Ve sonra satış sorumlusuna, “Kusura bakmayın. Girdim ama Çin ürünü olmayan bir hediye arıyorum”dedim. Bunun üzerine Çinli bayan önce başını, sonra kaşlarını ve devamında burnunu kaldırdı ve “Hanımefendi, bütün dünyanın üretimini biz yapıyoruz. İtalya’da da böyle. Güneyden Kuzey’e kadar. Ama siz bilirsiniz” yanıtını verdi. Beni de küçümseyerek! Haklıydı, büyük markaların olsun, ucuz kalitesiz her çeşit ürün olsun veya sahtesinin üretimi olsun, hepsinin ipleri ellerine verilmişti! Ve dünyanın çoğunluğu Çin’de üretilmiş ucuz-kalitesiz ürünleri tüketirken, kaliteli markalara ve pahalı seyahatlare para harcayan ülkelerden biri de artık onlardı. Kapitalizmin çocukları büyümüş ve şimdi tüm dünyayı ezen bir kibire bürünmüştü…

Artık arsızca kanıksanan ucuz işgücü hegemanyası nedeniyle işsiz kalanları, yaşayabilmek için başka ülkelere gidenleri, bu yüzden ailelerinden uzakta yaşayanları ve yaşam kalitesi düşen kitleleri düşünmeden… Başka ülkelerin sanatlarını, kültürlerini, sanatçılarını ve işçilerini yok ettiklerini düşünmeden… Bencilce… Hiç empati yapmadan… Daha bir hafta önce, ABD merkezli dünyaca ünlü bir markanın Roma’da Via Del Corso’da yer alan şubesine girdim. Özellikle etiketleri kontrol etmek için. Oldukça pahalı etiketlerin gizlenmiş köşelerinde Çin’de üretildiği ibaresi yer alıyordu. Bu sefer İtalyan satış sorumlusuna döndüm ve “Amerikan firmasısınız ama etiketlerde Çin yazıyor. Bu. nasıl oluyor? Hem de bu dönemde!” diye sordum.


Bana, “Ama hanımefendi bütün markalar tasarımlarını kendisi yapar, üretimini ise Çin’de yaptırır. Bu çok normal” yanıtını verdi. Hiç rahatsız olmadan. İlkelere, gerçeklere ve olması gerekenlere sırtını dönmüş, diğer yandan çelişkilere,ironilere, eşitsizliklere aşina olmuş, sessiz çığlıklara kulaklarını kapatmış bir dünya… En önemlisi de değerlerine ve kültürlerine… Şimdi her iki mağaza da kapalı! Tüm mağazalarla birlikte…
Patronları da,çalışanları da hayatta kalma öncelikleriyle, “Biz evdeyiz” kararı ve kampanyasıyla evlerinde… Ama gelecekte iş bulabilme ya da ayakta durabilme endişesiyle… Görmezden geldikleri ve önemsemedikleri ezilenlerle aynı gemiye binerek…

Hakkında admin

Tekrar kontrol edin

Diyarbakır Tabip Odası, Fincancı için nöbet eylemi başlattı

Gazeteistasyon- Diyarbakır Tabip Odası, TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı’nın hedef gösterilmesi ve tutuklanmasına tepki olarak …

Bir cevap yazın