Deli ido… / Dr. Mustafa TÜRKEN

Delilik, bulaşıcı bir hastalık değil! Eylemlerin sebep sonuç ilişkisini değerlendirmeme,kendini
koruyamama, ifade edememe, öz bakımında yetersizlik; sosyal yaşamda yetersizlik, gelenek-
göreneklere uymama, iletişimde kopukluk gibi davranışlardır. Bu durum çoğu doğumsaldır; beleğin
bir yerinde yokluk ya da işleyişinde sıkıntı vardır. Tıbbi olarak genel sebeplerden bir tanesi,
ebeveynlerden gelen kromozomların sıra dışı çaprazlaşmalardan kaynaklanır. Başka sebepleri de
vardır…

Bu kısa bilgiden sonra, mahallimizdeki bazı delileri anımsayalım… Deli Uso, Gliko, Deli
Siyahmet, Deli İdo vb. Deli Uso ve Gliko’yu benimle yaşıt herkes bilir. Sıra dışı delilerimizden
olan Deli İdo’yu anlatmak sanırım yine bana düşer…

Rastgele bir yaşamı vardı. Bütün ihmal edilmiş deliler gibi… Nerede uyuyor, nerede kalıyor,
nasıl giyiniyor, nasıl besleniyor dahası, kar-kışta nasıl korunuyor gibi yaşam durumu kimseyi
ilgilendirmiyordu. Deli’ye karşı toplum o kadar rahat ki, nasıl olsa bildiğin geri bildirimi
olmayan, savunmasız Âdemoğlu ve ağzı var dili yoklardan… Bu kadarla da kalsa eyvallah… ya
hırpalamalar, ya takılmalar, alaylı bakışlar, ağzından namahrem kelimeleri tereyağından kıl
çekme gibi durumlar ve bilerek yanlış yönlendirmeler vb.

Deli İdo,bizim ahalide sıra köylerden bir ailenin mensubuydu. İkametgâhı her kıt meju gibi
genelde beli değildi. Gah Zağuranda, gah Kündikan’da, gah Guleman’da, gah Maden’de ve
yollarda…

Mekânı beli olmasa da, aslında o hepimizin delisiydi ve bizim ona karşı sorumluluklarımız vardı.
Bir anekdot, sahi kaçımız Deli Uso veya Deli İdo’nun açlığıyla ilgilendik? Eminim ki çoğumuzun
aklına bile gelmemiştir. Ama onları çekiştirmek, anormal tepkisinden istifade ederek eğlendik ve
zaman geçirdik ve de günah işledik.

Guleman Çarşısı’nın şaşalı olduğu dönemde, peynir yüklü eşeğiyle pazara gelen kadınının dişi
eşeğini, başkaları tarafından Deli İdo’ya 5 kuruşa kiralatıp, kötüye kullanmak aslında o zamanki
kendini akılı sanan insanların ahlak değeriydi. Kadın kerhen düştüğü durumu kurtarmak için
eşeğini geri almaya çalışırken, Camii önünde Cuma Namazını eda etmeye hazırlanan insanların
gülüşü ahlaki değer değildi.

Soğuk ve güneşli bir kış gününde 2m kar örtüsü varken, nasıl gelmişse 6km’lik yolu çorapsız
ayaklarıyla kat ederek yaşam alanımıza Deli İdo gelmişti. Köyümüzün, Güneşe bakan camii duvarı
önünde, ısınmak için yaktığımız ateşin etrafına kuşlar gibi tünemiştik. Ansızın Deli İdo’yu
görünce kimi kaçtı, kimimiz yerimizde saydık. Deli İdo’nun bize dâhil olup ısınmak için dua eder
gibi ellerini ateşe uzatıp söylenmesini hiç unutmam: ‘’ATAŞ ATAŞ SEN NE BÜYÜKSÜN, HEM BU DÜNYADA
HEM DE ÖTEKİ DÜNYADA ÇOK İŞ GÖRÜRSÜN’’ bu bir delinin söylemiydi… Ayrıca Maden-Guleman yolunda
işletme otobüsündeyken hareket halindeki otobüs şoförüne seslenerek ‘’Hop makine, az dur,benim
çişim geldi.’’ Söylemi çok mu acayip!

Allah bizi siyasi delilerden korusun. Sade Deli’nin zararı kendine; Siyasi Organize Deli’nin
zararı bütün insanlığadır

Hakkında admin

Tekrar kontrol edin

Yeneroğlu, Kapatılan şehir üniversitelerinin mağduriyeti sürüyor

Gazeteistasyon- DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu, Şehir Üniversitesi’nin kapatılmasının yıl dönümünde ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir