Hasankeyf’e son bakış…

Kayalara oyulmuş konutları nedeniyle, Süryanice Kifo (kaya) kelimesinden türetilmiş Kifos ve Cepha / Ciphas isimleriyle bahsedilen şehir “Mağralar Şehri” ya da “Kayalar Kenti” anlamına Arapça ve “Hısnı Keyfa” denilmiştir. “Hısn-ı keyfa” adı Osmanlılar zamanında Hısnıkeyf, halk arasında da Kürtçe Heskif dile anılan Hasankeyf’in tarihçesi antik döneme kadar dayanmaktadır.

Hasankeyf höyüğünde yapılan çalışmalarda 3.500 yıldan 12.000 yıl öncesine kadar arkeolojik buluntulara rastlanıldı. Yerleşim, Yukarı Mezopotamya’dan Anadolu’ya geçiş yolu üzerinde ve Dicle nehrinin kenarında kurulmuş olması nedeniyle stratejik bir öneme sahipti.
Bu antik kent, Milattan Sonr 2. ve 3. yüzyıllarda sınır yerleşimi olarak Bizanslılarla Sasaniler arasında el değiştirdi sık sık.
Diyarbakır ve çevresini ele geçiren Roma İmparatoru II. Constantius, bölgeyi Sasanilerden korumak amacıyla iki sınır kalesi inşa ettirdi. Milattan Sonra 363 yılında inşa edilen kale uzun süre Roma ve Bizans egemenliğinde kaldı.
Hıristiyanlığın bölgede 4. yüzyıldan itibaren yayılmaya başlamasından sonra yerleşim Süryani piskoposluğunun merkezi durumuna geldi. Kadıköy Konsili tarafından MS 451 yılında Hasankeyf’teki piskoposluğa Kardinal unvanı verildi.
Hasankeyf 640 yılında, Halife Ömer döneminde İslam ordusu tarafından ele geçirildi. Emeviler, Abbasiler, Hamdaniler ve Mervaniler egemenliğinde kalan kent, 1102 yılında Artuklular tarafından ele geçirildi.
Artuklu beyliğinin 1102-1232 yılları arasında başkentliğini yapan Hasankeyf, en parlak dönemini bu tarihlerde yaşadı. Artuklular döneminde imar edilerek kale kasabası özelliğinden kurtulup şehir haline geldi. 1232 yılında Eyyubiler tarafından ele geçirilen Hasankeyf, 1260 Moğollarca ele geçirildi ve tahrip edildi.
Hasankeyf, 14. yüzyılda önemli bir şehir olma özelliğini korumakla birlikte eski parlak günlerine kavuşamadı. 1462 yılında Uzun Hasan tarafından ele geçirilen şehir, Akkoyunlu topraklarına katıldı. Akkoyunlular’ın zayıflamasıyla 1482 yılında Hasankeyf’te Eyyubi emirlerinin yönetimi yeniden başladı. Bir süre sonra Safeviler’ in denetimine geçen yerleşim, 1515 tarihinde Osmanlı tarafından ele geçirildi.

1524 yılına kadar Osmanlı yönetimine bağlı Eyyubi yöneticiler tarafından idare edilen Hasankeyf, bu tarihten itibaren Osmanlı idarecileri tarafından yönetilmeye başlandı. 17. yüzyıldan itibaren ana ticaret yollarının değişmesi ve Osmanlı-İran savaşları sonucunda ticarette görülen duraklama neticesinde şehir önemini yitirdi. 1867 yılından sonra Mardin Midyat’a bağlı olan Hasankeyf, 1926 yılında Gerçüş ilçesine bağlandı. 1990 yılında ise Batman’ın il olmasıyla ilçe bu şehre bağlandı.

DÜNYANIN AYAKTA KALAN SAYILI ANTİK KENTLERİNDEN BİRİYDİ

Çevresinde 6 bine yakın mağara barındıran, kenarında kurulduğu Dicle Vadisi’nde yüzlerce canlıya ev sahipliği yapan, eşsiz doğası ile dünyanın sayılı Ortaçağ kentlerinden olan Hasankeyf’i, ömrü 50 yıl olacak olan Ilısu Barajı’na kurban ettik hep birlikte Şubat 2020 tarihinde…

Dünyanın günümüzde ayakta kalan sayılı antik kentlerinden olan 12 bin yıllık bu doğa harikasının sulara gömülmesine hep birlikte izin verdik sessiz kalarak…

Her dilden, her dinden, her inançtan….

Bizi affet Hasankeyf…

Elveda,,,

/ Ahmet SÜMBÜL

 

Hakkında admin

Tekrar kontrol edin

‘EYT çalışması son aşamaya geldi’

Gazeteistasyon / Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Bilgin, milyonların merakla beklediği EYT düzenlemesi hakkında konuştu. …

Bir cevap yazın