Hasankeyf affet bizi… 2

Ilısu Projesi’nin bulunduğu nokta Mardin’in Dargeçit ilçesine bağlı Ilısu (Germav) köyüdür. Burası Şırnak’ın Güçlükonak ilçesiyle sınırdaş ve Suriye sınırına 45 km uzaklıktadır. Ilısu barajı ile Dicle nehrinin 136 km uzunluğunda bir göle dönüşmesi planlanmaktadır. Ilısu Barajı gölünün maksimum yüzey alanı 313 kilometrekare, hacmi ise 10,4 – 11 milyar metreküp
büyüklüğünde öngörülmekte. Bu baraj hacmi ile Ilısu’nun, Türkiye’nin ikinci büyük baraj gölü olması hedeflenmektedir. 135 metre yüksekliği olan ve tamamlanan Ilısu Barajı gövdesi, 1820 metre genişliğiyle Türkiye’nin en geniş barajı olma özelliğini taşıyacak.

İlk göçler 40 yıl önce başladı

Hasankeyf’teki doğal ve kültürel varlık alanları 1978 ve 1981’de aşamalı olarak 1. ve 2. derecede SİT alanı olarak korumaya alındı. Bu tarihlerden itibaren, zaten kaderi belirlenmiş olan Hasankeyf’te turistik amaçlı herhangi bir büyük yatırıma izin verilmedi. Sadece, Hasankeyf’te büyük kısmı mağaralarda yaşayan insanların kaldıkları konutları genişletme ve değiştirme hakları tamamen ellerinden alındı. Böyle olunca da Hasankeyf’te ilk göç 1980’li yıllarda yaşanmaya başlandı. İlçenin nüfusu yarı yarıya azalmış oldu.

Kültür varlığı üzerindeki etkiler ve Hasankeyf

Ilısu Barajı’nın planlandığı Yukarı Dicle Vadisi uygarlık tarihi açısından son derece önemlidir. Yukarı Mezopotamya olarak bilinen bu bölge son yılların kazı ve araştırmalarına göre, insanlık tarihinde ilk yerleşim yerlerinin oluştuğu coğrafyanın önemli bir parçasıdır. Başka deyimle neolitik devrimin geliştiği “Verimli Hilal”in kritik bir alanıdır.

289 SİT alanı etkilenecek

Avrupalı hükümetlere sunulan ÇED raporuna göre Ilısu Projesi, Hasankeyf de dahil toplam tescilli 289 arkeolojik SİT alanını etkileyecek. Günümüze kadar Dicle Vadisi’nin ancak yarısında arkeolojik yüzey araştırmaları yapıldığı göz önüne alınırsa bölgenin arkeolojik potansiyelinin daha
yüksek olduğu söylenebilir. Bugüne kadar Ilısu bölgesinde sadece 20 SİT alanında sadece 5 kazı yapıldı. Yüzey kazılarının yüzde 40’ının tamamlandığı için, henüz kazı yapılmayan SİT alanlarının büyük bir bölümü baraj gölü altında kalacak ve tahribata uğramış olacak. Baraj suyu tam dolduğunda ise, henüz ortaya çıkarılmayan ve bilinmeyen arkeolojik bulgular tahribata uğrayacak ya da kaybolacaktır.

11.500 yıl aralıksız insan topluluklarına ev sahipliği yaptı

Yapılan arkeolojik incemeler ve tarihi kayıtlarda insan topluluklarının en az 11 bin 500 yıldan bu yana aralıksız bir şekilde Dicle Nehri’nin kıyılarında kurulan Hasankeyf’te yaşadığı tespit edilmiş. En az 24 Doğulu ve Batılı kültürün emeğiyle inşa edilen ve zenginleştirilen Hasankeyf’te genelde insanlarca oyulmuş yaklaşık 6 bin mağara ve 550’nin üstünde tespit edilmiş kültür ve tarih varlığı bulunuyor. Kaya üzerindeki kalesi ve yukarda geniş bir alana yayılan, çok sayıda kültür varlığı içeren ve kendi başına yeterli bir yerleşim alanıdır. Tespit edilen anıtların çoğu Ortaçağ’a aittir. Bu ve başka özellikleriyle benzersiz bir açık hava müzesi özelliğini taşıyordu Hasankeyf.

Bismil’deki Kortik Tepe de kazılara son verildi

Ilısu Baraj Projesi sadece Hasankeyf’i sular altında bırakmıyor. Uzun yıllar kazı çalışmaları yapılan ve ilk insanların avcılık ve toplayıcılık evreden çıkıp yerleşik evreye geçtiği Kortik Tepe’de sulara gömülecek. 12 bin yıllık bir döneme denk gelen Bismil ilçesi sınırları içinde bulunan Dicle Nehri kenarındaki Körtik Tepe’de yapılan kazılarda, insanlığın tarıma geçmeden önce düzenli ve örgütlü bir topluluk olarak bu bölgede yaşadıkları arkeologlarca ortaya çıkarılmıştı.

 

Eşsiz ekosisteme sahip idi

Sular altında kalacak olan Hasankeyf’i de içine alan Dicle Vadisi, doğal özelliklerini yitirmeden günümüze ulaşmış nehir ekosistemlerinin en güzel örneklerinden birisidir. Bu eşsiz ekosisteme sahip bölge, Doğal Hayatı Koruma Derneği tarafından hazırlanan “GAP Biyoçeşitlilik Araştırma Projesi 2001-2003 Sonuç Raporu”nda korunması gereken alan olarak belirlenmişti. Dicle Vadisi, Fırat Nehri’nin barajlarla doğal yapısını kaybetmesi sonucunda birçok endemik tür için kalan son yaşam alanıdır. Dicle Vadisi, birçok endemik ve küresel ölçekte nesli tehlike altında canlı türüne ev sahipliği yaparken, yapılması planlanan HES ve barajlarla; canlı türleri, yok olmayla karşı karşıya kalıyor.

Yaşam alanları yok olacak

Dicle Vadisi özellikle yırtıcı kuşlar için doğal göç koridoru görevi görmesi, çeşitli türlerin dünyadaki dağılım alanlarının uç noktalarında yer alması, nesli tehlike altında olan türlerin önemli nüfuslarını içermesi ve birçok endemik türün son yaşam alanı olması sebebiyle küresel ölçekte önem taşımaktadır. Ilısu Barajı alanında balık türlerinin dışında bölgede yaşayan bitki ve hayvan türlerinin yaşam alanları daralacak ya da tamamen yok olacaktır. Bölgede endemik ve nesli tehlike altında olan türler de vardır. Hasankeyf’te yapılan üç farklı araştırma ve Dicle Üniversitesi araştırmacılarından elde edilen bir listeye göre, Hasankeyf çevresinde 266 endemik bitki türü olduğu, bunlardan 66 türün GAP ile sınırlı ve 129 türün Türkiye’de ender olduğu tespit edilmiştir.

HASANKEYF’İN SULAR ALTINDA KALMASIYLA NESLİ TÜKENME TEHLİKESİYLE KARŞI KARŞIYA KALACAK CANLILAR:

Kanatlı canlıların nesli tehlikede

Yapılan araştırmada sadece Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bulunduğu tespit edilen 66 türden 44’ü sadece Dicle havzasında olduğu belirlenmiştir. Barındırdığı kültürel ve doğal özellikleri ile uluslararası boyutta önemli bir turizm merkezi olan sular altında kalmaya başlayan Hasankeyf çevresi ve nehir ekosistemi doğa fotoğrafçılığı ve kuş gözlemciliği açısından da büyük öneme sahiptir. Sadece Hasankeyf ve etrafında 123 kuş türü tespit edilmiş bu türler içerisinde nesli tükenme tehlikesi altında olan küçük kerkenez de bulunmaktadır.

HASANKEYF’İN SULAR ALTINDA KALMASIYLA NESLİ TÜKENME TEHLİKESİYLE KARŞI KARŞIYA KALACAK CANLILAR:

Birçok kuş türünü barındırıyor

Akdeniz, bozkır ve yarı çöl yaşam birliklerinin iç içe geçtiği Dicle Vadisi, bu birliklere özgü nadir ve hassas canlı türlerine ev sahipliği yapar. Dicle Vadisi’nin orta bölümünde bulunan Hasankeyf, tarihi ve arkeolojik değerlerinin yanı sıra üreyen yırtıcı kuşlar için de büyük önem taşır. Dik kayalıklar tavşancıl (Hieraaetus fasciatus), küçük kerkenez (Falco naumanni), küçük akbaba (Neophron percnopterus) ve kızıl akbaba (Gyps fulvus) gibi yırtıcı kuşların bölgedeki en önemli popülasyonlarını barındırır. Sarp yamaçlar küçük ebabil (Apus affinis), eğimli ve çorak yamaçlar boz kiraz kuşu (Emberiza cineracea), nehir kıyısı bitki örtüsü ve kumlu yamaçlar ise alaca yalıçapkını (Ceryle rudis) gibi nadir kuşlar için önemli üreme alanlarıdır.

Hasankeyf bölgesi yırtıcı kuşlar için de yaşam alanıydı

Fırat kaplumbağası (Rafetus euphraticus), tüm dünyada Türkiye’nin güneydoğusundan başlayarak sadece Fırat ve Dicle nehirlerinde yaşar. Dicle Nehri’nin su hattına yakın olan kıyılarındaki kumullarda yuvalar. Dicle Vadisi Güneydoğu’ya özgü nehir kıyısı habitatlarının en iyi korunmuş örneklerini barındıran Dicle akarsu vadisini ve güneye doğru uzanan dağ bozkırlarını içerir. Vadinin orta bölümündeki Hasankeyf, tarihi ve arkeolojik değerlerinin yanı sıra üreyen yırtıcı kuşlar için büyük önem taşır.
Hazırlanan Ilısu Barajı Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporunda, 400 kilometre çapta bir alanı etkileyecek barajın sadece yüzde 5’i ekolojik açıdan ortaya çıkarılabildi. Oysa Dicle Vadisi’nde Gökkuzgunlar, Fırat Kaplumbağası, Kızıl Akbaba, Çizgili sırtlan, Alaca Yalıçapkını, Dicle Semenderi, Küçük Kerkenez gibi bu topraklara has hayvanlar yaşıyor.

Dicle Vadisi önemli doğa alanları

Ilısu Barajı ile birlikte sular altında kalacak olan Dicle nehir kıyısı, doğal yaşam alanlarının tüm çeşitlerini barındırıyor. Su seviyesinin ve hızının mevsimsel değişimi, bu değişimler sonucu oluşan taşkın sahaları, taşlık veya çalılık adacıklar, sarp kayalıklar ve sulak çayırlardan oluşan alan birçok canlı türüne hem yuva hem de besin sunuyor. Akdeniz, bozkır ve yarı çöl yaşam birliklerinin bir araya geldiği bölge, bu birliklerin nadir ve hassas türlerine ev sahipliği yapıyor. Bozçinte (Emberiza cineracea), maskeli örümcek kuşu (Lanius nubicus) ve zeytin mukallidi (Hippolais oliverotum) gibi Akdeniz biyomuna özgü kuş türleri de Dicle Vadisi’nde yaşamaktadır.
Hasankeyf’in sular altında kalması ile birlikte artık Dicle Vadisi’nin eşsiz doğa güzelliği ve bu hapitatta yaşayan nesli tükenmekte olan canlılar da bitme noktasına gelmiş olacak.

/ Ahmet SÜMBÜL

Hakkında admin

Tekrar kontrol edin

İmamoğlu: Asla olmaz diyebileceğimiz çok şeyi yaptılar. Erdoğan seçilirse görevden alınabilirim

Gazeteistasyon- İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir kez daha seçilirse görevden alınabileceğini ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir