Toplu ölümler sahipsiz kaldı! Faruk BALIKÇI

 

Haber sitemizde, ‘7 sivili öldürmekle suçlanan askerlerin takipsizlik kararı kaldırıldı’ haberi yer aldı. 30 yıldan beri cezasızlıkla ilgili aynı uygulama aslında sürüyor. Gazeteciliğe yeni başladığım dönemde, 1989’da Cudi dağı eteklerinde çıkan çatışmadan sonra OHAL valiliği önce 3, iki saat sonra ise ‘’9 terörist öldürüldü’ diye açıklama yapmıştı.  Oysa, 6’sının Cudi dağı eteklerindeki Derebaşı Köyünden Silopi ilçe merkezine katırlarla ürünlerini pazara götürürken, özel tim tarafından yolları kesilerek infaz edilmişlerdi.

Bunları hepsi de, sivil kıyafetli ve tanıklarda nasıl bir tepeye götürülüp sonra silah seslerini duyduğunu açıklıyordu. Ama, OHAL açıklamıştı ya, ‘’9 terörist öldürdük’’ diye… Geriye dönüp baktığımızda sayısını bile bilemediğimiz yaşanan ağır insan hakları ihlallerinin yanı sıra, bireysel ve kitlesel ölümlerin ‘cezasızlıkla’ veya ‘zaman aşımı’ nedeniyle dosyanın kapatılarak sonuçlandığına tanık oluyoruz.  Aslında o kadar çok cezasızlık ve zamanaşımına uğrayan dosyalar var ki sayfalar yetmez buna.

Şırnak’ta koca bir köy bombalanır, 38 köylü hayatını kaybeder ve belgelere ‘Menşei belirlenemeyen patlama’ diye geçerek görevsizlik kararı verilir. O gün neler yaşandı bakalım… Askeri operasyonların yoğun olduğu dönemde, Mart 1994 tarihinde Şırnak’a bağlı Cudi dağı eteklerindeki Kuşkonar ve Koçağılı köyleri tanıkların ifadelerine göre, iki uçak ve bir helikopter tarafından bombalandı. Her iki köyde 38 kişi hayatını kaybetti. 13 köylü ise yaralandı. Köylülerin ifadelerine rağmen Genel Kurmay ‘O gün uçuşumuz yoktu’ açıklaması yaptı. Saldırıyı ise örgütün yaptığını duyurdular. Olaydan 12 yıl sonra, 2006 tarihinde 2.Hava kuvvetleri komutanlığı askeri savcılığı soruşturma açtı. Sivil havacılığın o tarihte uçuşun gerçekleştiği yönünde bilgi verirken, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı iddiayı Hava Kuvvetleri Komutanlığına sordu, ancak ‘Söz konusu tarihte uçuş faaliyeti yürütüldüğüne dair bir kayıt bulunmamıştır’’ yanıtı verildi. İki yıl süren soruşturmanın ardından ‘’Menşei belirlenemeyen patlama’’ olarak kayıtlara geçti ve görevsizlik kararı verildi.  Köylüler AİHM’e başvurdu. AİHM, ‘’Hava saldırısı emri vermek’’, ‘’Yeterli soruşturma yapmamak’’, ‘’İnsan yaşamını dikkate almadan bombalamak’’, ‘’Uçuş kayıtlarını gizlemek’’ suçlarından Türkiye’yi 2 milyon 305 bin avro tazminata mahkum etti.

Köylülerin avukatlığını yapan dönemin Baro Başkanı Tahir Elçi ise, bu katliamın Roboski katliamından daha büyük olduğunu ifade etmişti.

1993-96 yılları arasında Behçet Cantürk, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın eşi Savaş Buldan, Yılmaz Erdoğan’ın amcası Namık Erdoğan’ın da aralarında bulunduğu 19 kişinin öldürülmesiyle ilgili olarak 2011 yılında soruşturma başlatıldı.  2013 yılında ise dava açıldı. Kamuoyunda JİTEM Ankara davası olarak gündeme gelen 6 yıl süren mahkeme aralarında Mehmet Ağar, İbrahim Şahin, Kokut Eken’inde bulunduğu 17 sanığın beraatine karar verdi.

Kızıltepe JİTEM dosyası: 1992-96 yılları arasında 22 kişinin hukuk dışı infaz edilmesi ve zorla kaybedilmesiyle ilgili 4’ü asker, 5’i korucu 9 sanık hakkında Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2014 tarihinde iddianame hazırlandı. Yargıtay 5.ceza dairesi ilk duruşma başlamadan ‘güvenlik gerekçesiyle’ dosyanın Ankara’da görülmesine karar verildi. Ankara 5.Ağır Ceza mahkemesinde 17 kez duruşma yapıldı. Dava zaman aşımı nedeniyle düşürüldü.  Örgüt yöneticiliği ve üyeliğiyle suçlanan tüm sanıkların beraatine karar verildi.

Derik Davası:  Mardin’in Derik ilçesinde 1993-94 yılları arasında  dönemin İlçe Jandarma Komutanı Musa Çitil hakkında 13 köylünün öldürülmesi suçlamasıyla yargılandı. Hakkında 13 kez ağırlaştırılmış hapis cezasıyla yargılanan Musa Çitil 2014’te beraat etti. Yargılama sırasında Ankara Bölge Jandarma komutanı olan Çitil, 2015’te terfi ettirilerek Tümgeneral oldu. 2017’de ise Jandarma Genel Komutan Yardımcılığına terfi ettirildi.

-Diyarbakır- Kulp Davası:  1993’te 11 köylü kaybedildi ve yine zaman aşımı ve yine beraat kararı ile karşılaşıyoruz.  Ekim1993’te Bolu’dan gelen Komando Tugayı operasyon başlattı. Kulp ilçesinden gözaltına alınan 11 kişiden bir daha haber alınamamıştı. Bolu 2.tugay komutanı emekli Tuğgeneral Yavuz Ertürk hakkında ise ‘Birden fazla kişiyi öldürmek suçlarından dava açılmıştı. Yargılama sürerken Kasım 2004’te ise kaybedilen 11 kişiye ait toplu mezar bulundu. 11 köylünün öldürülmesiyle ilgili açılan dava Ankara 7.ağır ceza mahkemesinde 18 kez duruşması yapıldı. Mahkeme 2018’de beraat kararı verdi. Mahkeme, ayrıca zaman aşımı gerekçesiyle davayı düşürdü.

-Ceylan Önkol: 14 yaşındaki Ceylan Önkol 2009 yılında Lice’nin Şenlik köyü Hambaz mezrasında koyun otlatırken patlamada hayatını kaybetti. Kararda olayın kasten işlendiğine dair yeterli delil elde edilemediği ifade edildi. Ve dosya için daimi arama kararı verdi. Böylece dava zaman aşımına bırakıldı.

-Cizre: 1993 yılında, Cizre’de terörle mücadele gerekçesiyle 21 kişi sorguya alındı ve bir daha haber alınamadı. Dönemin Cizre İlçe jandarma komutanı Cemal Temizöz ve köy korucuları hakkında suç duyurusunda bulunuldu.  Dosya 2009’da iddianameye dönüştü.  2014’te dava Şırnak’tan Eskişehir’e nakledildi. 2015’te ise sanıkların bir bölümünün beraatine karar verildi. Bazı suçlar ise zamanaşımına uğradı.

-Anter Davası: 1992’de gazeteci Musa Anter ve 1994’te Tunceli’de Ayten Öztürk’ün öldürülmesiyle ilgili olarak açılan JİTEM davası 2010’da açıldı. Ardından 2014’te Anter cinayeti, 2019’da Öztürk cinayeti iddianameleri dosyaya eklendi. Sanıklardan Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım kayıp olması ve bir kısım sanığın yurt dışında olması nedeniyle dava Ankara’ya nakledildi ve halen sürüyor.

-Yüksekova davası: 1995’te Hakkari Yüksekova’da, koyunlarına bakmak için bir köyden diğerine giden Nezir Tekçi, gözaltına alındı ve kendisinden bir daha haber alınamadı. Ancak 2011’de iddianame düzenlendi. Eskişehir’e nakledilen dava, 2015’te beraatle sonuçlandı.

-Şırnak: 1993’te Şırnak Görümlü’de köye yapılan operasyondan sonra gözaltına alınan 6 kişiden bir daha haber alınamadı. 2013’te bölge komutanı Mete Sayar ve emrindeki bazı askerler hakkında dava açıldı. Ankara’ya nakledilen dava, 2015’te beraat ile sonuçlandı.

-Lice davası: 1993’te Lice’de Tuğgeneral Bahtiyar Aydın, Uzman Çavuş Yüksel Bayar ile 14 kişi öldürüldü. Yüzlerce ev yakıldı, yüzlerce kişi göçe zorlandı. 2013’te iddianame düzenlendi. Dosya 2014’te sırasıyla Eskişehir, Diyarbakır ve İzmir’e gönderildi. 2018’de beraatle sonuçlandı.

-Muş: 1993’te Muş Kızılağaç’ta boşaltılan köye eşyalarını almak için dönen köylüler gözaltına alındı. Köylülerin büyük bölümü serbest bırakılırken 4’ü alıkonuldu. Daha sonra aynı dört kişinin cenazeleri bulundu. 2013’te iddianame düzenlendi. Dava Van’dan Muş’a nakledildi. 2014’te sanıklar delil yetersizliğinden beraat etti. Yine 1993’te Muş Vartinis’te ateşe verilen evdeki 7’si çocuk 8 kişi yanarak öldü. 2013’te dava açıldı. Dava Kırıkkale’ye nakledildi. 2016’da sanıklar beraat etti.

-Mardin: 1995-96’da Mardin Dargeçit’te biri uzman çavuş, üçü çocuk 8 kişi zorla kaybedildi. 2014’te iddianame düzenlendi. Dava, Adıyaman’a nakledildi ve hâlâ sürüyor.

BM Cezasızlık Günü ilan etti

12 Eylül 2010 tarihinde gerçekleştirilen referandumda Anayasa’nın geçici 15. Maddesinin kaldırılmasının ardından, mağdur ve müştekilerin Türkiye’nin muhtelif yerlerindeki Cumhuriyet savcılıklarına 12 Eylül 1980 askeri darbesi sırasında ve darbe yönetimi boyunca maruz kaldıkları işkenceler ve insan hakları ihlalleri hakkında bildirdikleri suç duyuruları üzerine dava açıldı.

Birleşmiş Milletler tarafından 2 Kasım Cezasızlıkla Mücadele Günü ilan edilmiş. İfade Özgürlüğü Değişimi tarafından cezasızlık konusunda farkındalık yaratmak şunları söylüyor.

‘’Cezasızlık, İnsan Hakları literatüründe, ciddi insan hakları ihlallerinin soruşturulmasının, faillerinin bulunmasının, yargılanmalarının ve cezalandırılmalarının mümkün olmaması halidir. Gerçekleştirilen eylem, tüm hatları ve niteliği ile bir suç teşkil etmesine karşın fiili gerçekleştirilen kişinin yasama, yürütme ya da yargı birimleri tarafından doğrudan ya da kanun hükümleri kullanılarak yargılamadan muaf kılınması veya olması gerekenden daha az cezaya mahkum edilmesi sağlanıyor. Yani cezasızlık suç ile ilgilenmiyor ama suçluyu koruyor.’’

Nasıl korunduklarını da şöyle anlatıyor:

Yıllar süren davaların “zaman aşımına uğratılarak kapatılması,

Kolluk kuvvetlerinin, savcı ve hakimlerin kendi düşünce yapıları nedeniyle bazı kişilere veya kimliklere yapılan saldırıları görmezden gelmesi,  kovuşturma görevini yerine  getirmemesi ve ilgili delilleri sağlamaması nedeniyle  “takipsizlik kararı” verilmesine  yol açması,

Yargılanabilen olaylarda hafifletici nedenlerin sonuna kadar kullanılması,

Suçlu lehine bir izlenim uyandırılması.

 

 

Hakkında admin

Tekrar kontrol edin

Atik “Diyarbakır örgütünü yeniledik, hedefe kilitlendik”

Gazeteistasyon / 10 Eylül tarihinde gerçekleştirilen Olağanüstü İl Kongresi’nde baştan sona yenilenen Cumhuriyet Halk Partisi …

Bir cevap yazın