Ana Sayfa / Kültür/Sanat / Hançepekli şairden göç romanı, ‘Bitmeyen Hüzün’

Hançepekli şairden göç romanı, ‘Bitmeyen Hüzün’

Diyarbakır’ın tarihi sur içi Hamçepek’te dünyaya gelen Mehmet Emin Turgut, öğretmenlik mesleğine gönül vermiş bir isim. Türkiye’de farklı kentlerde öğretmenlik yaptıktan sonra, 1977 yılında doğduğu kent Diyarbakır’a tayin olur. Ülkenin üzerinden silindir gibi geçen 12 Eylül darbesinden o da payına düşeni alır. Zonguldak’a sürgün gönderilir. 5 yıl süren sürgün eş tayininin ardından İzmir’le noktalanır. Turgut’un, yirmi yıllık bir planlamanın ürünü olan ilk romanı Bitmeyen Hüzün, gerçek karekterlerden yola çıkılarak romana dönüştürüldü. Yazar Mehmet Emin Turgut, Ayata Yayınları’ndan çıkan Bitmeyen Hüzün’ü gazeteistasyon.com’a anlattı:

ÇOCUKLUKTAN BAŞLAYAN SERÜVEN: Zonguldak’taki yıllarda öyküler ve çocuklara yönelik piyesler yazdım. 2000’li yıllarda başta Gökdere .Orgda olmak üzere denemeler kaleme aldım..2007′ den sonra şiirle ilgilenmeye başladım. Çok sayıda sitede şiirlerim yayınlandı. Yaklaşık olarak on yıl boyunca bu şekilde çok sayıda şiir yazdım. Bilinen bütün şiir türleriyle ilgili olarak( epik, lirik, pastoral, didaktik, satirik ve realist) en az bir kaç şiir yazdım. Lakin çevremde ki eş dost ve sanat insanları beni daha çok Satirik şiirle özdeşleştirdiler. Hal böyle olunca ben de tamamen satirik şiire yöneldim. Bu bağlamda ikisi antoloji olmak üzere bir de kişisel kitabım yayınlandı. Bu kitapların ilki; Şah-ı Şiirler 2 olmak üzere ( antoloji) diğeri kişisel kitabım olan ve 2018 yılında TC. Kültür Bakanlığınca satın alınan Beşinci Mevsim ve son olarak Bir Avuç Şair- Bir Avuç şiir kitabı ( antoloji ) yayınlandı. Son iki şiir kitabı ve ilk romanım olan Bitmeyen Hüzün, Ayata Yayınlarından çıktı.

BİTMEYEN HÜZÜN: İlk romanım olan Bitmeyen Hüzün , yirmi yıllık bir planlamanın ürünü olarak 2,5 yılda tamamlanarak Ağustos 2020 de okurlarıyla buluştu. Bu kitabın konusu tamamen gerçek hayattan alınmış, ana karakterlerin tümü gerçek olup hepsi yurtdışında ( Hollanda, Almanya, Belçika ve Avusturya) hayatlarını idame ettirmektedirler. Tür olarak dram ve sosyal gerçekçi roman olarak kategorize edilebilir. Romanın başlangıç noktası Harput olduğu için Mezopotamya’nın büyülü tarihiyle birlikte, diller, dinler, etnik kökenlerde irdelenmeye çalışıldı.

AMED’in GÜVERCİNLERİ: Yine bölgenin tarihi mekanları, kültürü, gelenek ve görenekleri, efsaneleri ve bölge halkının dostluk ve dayanışma duyguları okurlara aktarılmaya çalışıldı. Dünya da yalnızca Amed’de görülen güvercinlerin dansı lanse edilirken, Mardin de Şah Maran efsanesi, Munzur’un beşi bir aradaki coğrafi yapısı ve alevi kültürünün varlığından başlayarak Zerdüşlüğe kadar uzanan inançların özelliği belirtilmeye çalışıldı. Asıl olarak bir göç öyküsü olan romanda göçlerin nedenleri ve açtığı yaraları, yaşattığı acı, ayrılık, mahpusluk, yokluk, yoksulluk gibi olgunların insan üzerinde ki, fiziksel ve ruhsal travmalarını , parçalanmış ailelerin derin yaralarını topluma sunmaya çalıştım. Feodalizmin, inanç bezirganlarının geri bırakmışlıkta ki rolünü ve vahşi kapitalizmin nasıl bir sömürü düzeni kurduğunu da satır aralarında belirtmeye çalıştım. Bu andan sonra söz okurundur diyerek, saygılarımı sunuyorum

KİMDİR

11-12 1957 tarihinde, Diyarbakır’ın Hançepek Mahallesinde doğdu. Bu semtin bütün çocukları gibi o yaşta yapabileceği her işte çalıştı. İlk okula bu semtte Süleyman Nazif İlkokulu’nda başladı. Dördüncü sınıfa kadar bu okulda okuduktan sonra Urfa Kapıda ki, Gazi İlkokuluna nakil olarak gitti ve buradan mezun oldu. Orta okulu Ali Emri Ortaokulunda okuduktan sonra yatılı öğretmen okulu sınavlarına girip KEİÖO’luna gitti. Daha sonra AOF’den mezun oldu. 1975 yılında Urfa’nın Bozova İlçesi Söğütlü Köyüne öğretmen olarak atandı. 1977 yılında da Diyarbakır’a tayin edildi. 12 Eylül darbesinden sonra Zonguldak’a sürgün gönderildi. 5 yıllık sürgünden sonra önce Manisa’ya daha sonra eş durumundan İzmir’e tayin oldu.1987 den 2014 yılına kadar İzmir’de görev yaptı. Evli bir erkek çocuk babası olan yazar, yaşamını halen İzmir’de sürdürmekte.

 

PAYLAŞIN
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Hakkında admin

Tekrar kontrol edin

İstanbul Tabip Odası: En az iki hafta tam kapanma şart!

Hükümetin koronavirüsle mücadele kapsamında aldığı son tedbirleri ‘yarım tedbir’ diye nitelendirerek, bunları yeterli bulmayan İstanbul ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir