Ana Sayfa / DOSYA/ÖZEL HABERLER / Keldanilerin aylardır umutsuz bekleyişi; Diril çiftine ne oldu?

Keldanilerin aylardır umutsuz bekleyişi; Diril çiftine ne oldu?

Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesine bağlı Mehri köyünde 7 Ocak tarihinden bu yana Keldani kökenli Şimuni Diril ve Hürmüz Diril kayboldu. İstanbul’dan gelip kendi imkanları ile arama çalışmalarına katılan aile üyeleri, anneleri Şimuni’nin cesedini evlerine 800 metre uzaklıkta buldu. Babaları Hürmüz ise o günden bu yana kayıp.
Anne ve babasını en son gören köyde yaşayan kişi hakkında suç duyurusunda bulunduklarını ve herhangi bir işlem yapılmadığını kaydeden Gülcan Üzümcü, “Yetkililerden ricamız olayı ciddiye almaları, kapsamlı bir arama ile babamızın akıbetinin belirlenmesi ve tarafımıza somut bilgi verilmesidir” dedi.

Şırnak’ta son kalan Keldanilerden Şimuni ve Hürmüz çiftinden 7 Ocak tarihinden bu yana haber alınamıyordu. Anne ve babalarının kaybolduğunu duyan İstanbul’da yaşayan çocukları köye gelip kendi imkanları ile anne ve babalarını aramaya koyuldular. Yapılan aramalarda 20 Mart tarihinde anneleri Şimuni Diril’in vücut bütünlüğü bozulmuş cesedini dere yatağında buldular. Şimuni Diril’in cenazesi İstanbul’a götürülüp burada yapılan dini törenin ardından toprağa verilirken, baba Hürmüz Diril’den ise bu güne kadar herhangi bir haber alınabilmiş değil.

‘Avrupa’da rahat yaşam var iken, babam toprağını terk etmedi’

Gazeteistasyon’a konuşan Gülcan Üzümcü, babasının kendisini hep Mehri köyüne ve bu topraklara ait hissettiğini belirterek, “Avrupa’ya gidip rahat bir hayat sürmek yerine Türkiye’de yaşamayı tercih etti. Şehir hayatı onu fazlasıyla sıkıyor, sağlığını kaybettiğini söylüyordu. Köyümüzü terk ettikten sonra İstanbul’a yerleştik. Köye dönüşlere izin verilmesiyle birlikte babam da Şırnak/Beytüşşebap’ta yetkililere başvurarak köyümüze geri dönmek istediğini söyledi. Önceleri bir kaç ay, daha sonra her yıl bahar ve yaz aylarında annemle birlikte köye gidip orada kalıyorlardı” dedi.

‘Köyde organik tarım yapıyor, hayvancılıkla uğraşıyordu’

Her yıl yaz ayında anne ve babasını görmek için kendilerinin de köye geldiğini belirten Gülcan Üzümcü, “Anne ve babam 2015’ten sonra kışları da köyde geçirmeye başladılar. Çünkü orada yeni bir hayat kurmuştu. Arıcılık yapıyor, keçi besliyordu. Meyve ağaçları dikmiş ve kendi imkanları ile orasını cennete çevirmeye kararlıydı. 3 yıl önce ise tatil döneminde geldiğimizde hem bizim kalmamız hem de yurt dışından gelebilecek akrabalarımızı misafir etmek için yeni bir ev inşa etmeye başladı. Yazın kendi yetiştirdiği organik sebze, meyve ve kuru gıdaları bize gönderiyordu. Her yaz tatil zamanı biz çocukları ve torunları onları ziyaret ediyorduk” şeklinde konuştu.

‘Tek tanık, anne ve babamı en son 11 Ocak’ta gördüğünü söyledi’

Anne ve babasından 7 Ocak 2020 tarihinden itibaren haber alamadıklarını belirten Üzümcü, “İlk bir iki gün telefonla kendilerine ulaşamayınca belki kış şartlarından dolayı telefonlar çekmiyor diye düşünüyorduk. Ancak bu uzun süre devam edince 12 Ocak tarihinde İstanbul’da yaşayan abim ve iki akrabamız köye gittiler. Annem ile babamın evde olmadığını fark ettiler. Kapıları kilitliydi. Köyde yaşayan akrabamız da sayılan Epro Diril, en son anne ve babamı 11 Ocak tarihinde gördüğünü söyleyince, abim ve akbabalarımız belki gıda-sobadan sızan gaz zehirlenmesi olması ihtimalini düşünerek eve zorla girdiler fakat evde kimseyi bulamadılar.

‘Ayı ve kurtlar tarafından yenilmiş olabileceğini söyledi’

Epro Diril, 11 Ocak günü sabah 08:00 sıralarında 3 PKK üyesinin gelerek anne ve babamı kaçırdığını söyledi. Hatta merak etmememiz gerektiğini, üç gün içinde bırakılacaklarını, hatta daha önce bırakmışlarsa dahi ayılar ve kurtlar tarafından yenilmiş olabileceğini alaylı bir tavırla dile getirmiş” dedi.

‘Annemin vücut bütünlüğü bozulmuştu’

Ağabeyleri ve akrabalarının köyde kalarak kendi imkanları ile arama çalışmalarına katıldıklarını belirten Gülcün Üzümcü, 20 Mart tarihinde annesi Şimuni’nin cesedini evlerinden 800 metre uzaklıkta bir dere kenarında bulduklarını ve yapılan otopside vücut bütünlüğünün bozulduğunu söyledi.

Görgü tanığının şüpheli ifadeleri

Görgü tanığı Epro Diril’in evi ile babasının evinin arasının 10 metre olduğunu ve bu konuda yeterli bir soruşturma yapılmadığını kaydeden Gülcan Üzümcü, “Bizlere, yetkililere oyalayıcı, çelişkili ifadeler veriyordu. Gerçeklerin aydınlanması, olayların netliğe kavuşması, babamız Hurmüz Diril’in akıbetini öğrenebilmek için görgü tanığının gerçekleri söylemesi, doğru yönlendirmeleri yapmaları, bir numaralı şüpheli konumundayken, dışarıda özgürlüğünü yaşıyor olması, adalet açısından yeterince kaygı verici” şeklinde konuştu.

‘Ciddi arama yapılmadı’

Anne ve babasının kaybolmasından sonra yetkililere başvurdukalarını ve 16 Ocak tarihinde evlerinin etrafında kısa mesafede bir arama yapıldığını, aynı şekilde 28 Nisan tarihinde de halen kayıp babaları için ikinci bir arama yapıldığını kaydeden Üzümcü, “Yapılan aramalarda somut bir netice elde edilmeden geri dönüldü.Şimdiki aramalarımızı kendi imkanlarımızla yapmaktayız.
Yetkililerden ricamız, olayı ciddiye almalarını, kapsamlı ve donanımlı bir arama ile babamızın akıbetinin belirlenmesi ve tarafımıza somut bir bilgi verilmesidir” dedi.

Ahmet Sümbül / 

PAYLAŞIN
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Hakkında admin

Tekrar kontrol edin

Ölümüne mesafesiz, maskesiz “kılıçlı kalkanlı” gösteri

Bursa’da bir iş yeri açılışında kılıçlı kalkanlı yapılan gösteriye onlarca vatandaş katıldı. Türkiye’nin günlük korona ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir