Ana Sayfa / Manşet / Adalet

Adalet

Hukuk fakültesinde bir profesör unvanına sahip bir hoca derse girer ve bir öğrenciye adını sorar.

Öğrenci, ‘‘Ali” diye yanıt verir. Hoca bir anda: ‘‘Defol bu sınıftan, bir daha asla dersime gelme” diye hiddetle çıkışır.

Bütün öğrenciler şaşkınlık içindedir. Neye uğradığı şaşıran Ali de sınıfı terk eder. Herkes ne olduğunu anlamak için beklemektedir ancak kimseden tek bir ses çıkmaz.

Hoca sınıftaki sessizlikle beraber ileri geri yavaş yavaş dolaşmaya başlar. Bütün öğrencileri şöyle biraz süzdükten sonra, tabi bu arada herkes hocayla göz temasından kaçınıyor, dersi anlatmaya başlar.

Hoca:

  • ‘‘Kanunlar ne için vardır?” diye sorar ve ders başlar.

Öğrencilerden birçok yanıt gelir. Bir öğrenci “düzeni korumak için,” diğeri “toplumda yaşayan bireylerin hak ve hürriyetini sağlamak için,” öbürü “yaşam haklarını idame ettirmek için” bir başkası “devlete güveni temin etmek için” veya “o devletin saygın bir vatandaşı olduğunu göstermek için,” bir diğeri ise “her yerde hakkını yasalar çerçevesinde arayacağını bilmek ve devletin vatandaşına haklarını nasıl arayacağını göstermek için” der.

Hoca başka diye tekrar sorunca, bir öğrenci de:

  • Adalet için, diye yanıt vermiş.

Bu yanıtı verene hoca parmağı ile işaret ederek, işte aradığım yanıt bu dercesine:

  • Peki, az önce arkadaşınıza adaletsiz davrandım mı?

Herkes aynı yanıtı verir:

  • Evet hocam.

Hoca sınıfın kapısını açarak dışarıdaki öğrencisini içeri alır ve teşekkür edip yerine geçebileceğini söyler. Herkes bunun önceden planlanmış bir senaryo olduğunu anlar. Fakat hoca son sözlerini söylememiştir henüz:

  • Peki, hepiniz şahit olmanıza rağmen neden tepki göstermediniz, bir açıklama istemediniz ya da arkadaşınızın hakkını savunmadınız?

Sınıfta derin bir sessizlik.

Hoca sözlerini şu sözlerle bitirir:

– Bakın sevgili arkadaşlar, bu olaydan hepinizin çıkarması gereken bir öğüt var. Bunu size yüz saat sınıfta ders versem anlatamazdım

– Asla bana dokunmayan yılan bin yaşasın zihniyetinde olmayın. O yılan bir gün mutlaka sizi de sokacaktır. Adaletsizliğe şahit olup göz yuman insanlar haysiyet ve onurlarını kaybetmeye mahkûmdurlar. Bir şahsa karşı yapılan haksızlık, herkese karşı yapılmış bir tehdit demektir.

 

İyi ki, parlamentolar amfilere ve adaleti arayan Ali’nin arkadaşlarına benzemiyor. Yoksa benziyor mu dersiniz? Bazılarınız bu duruma istisnai bir durumdur diyebilir. Lipset, “İstisnailik kurumların devamlılığının yanı sıra tarihsel ve kültürel güçlerin eşsizliğini vurgulayan bir teoridir” der.

Günümüzde tüm siyasi parti kolektivistlerinin kendi güç ve yeniden dağıtım arzularını desteklemek için adaletin dilini kullanmaya çalışmaları anlaşılabilir. Ama hukuk, adalet ve özgürlük gibi kavramları tanımlamak sanıldığı kadar kolay değildir. Toplumsal adalet talepleri, gerçek adalete ve özgür topluma yönelik ciddî birer tehdittir bu tür gelişmeleri kabullenmek yerine sert bir şekilde karşı koymak gerekir. Bana göre adalete olan bağlılık, sosyal adalet düşüncesini kabul etmememizi gerektirir.

Hepimiz, “mahkeme ne derse hukuk odur” sözünü duymuşuz.

Peki, mahkemenin aldığı kararla adalet uygulanmıştır diyebilir miyiz?

Çünkü mahkemelerin hukukun ne olduğunu belirleme konusunda, daima haklı oldukları, kararlarının içtihat niteliği taşıdığını, yani mahkeme anayasayı belli bir biçimde yorumladıysa bunun gelecekte de zorunlu olarak geçerli yorum olacağı anlamına da gelebilir.

Ya da mahkeme kararlarını en azından pratik nedenlerle tanımamıza rağmen, mahkemelerin tek tek olaylarla ilgili yanılabilecekleri yolundaki düşüncelerimizi saklı tutmamız gerektiği anlamına da gelebilir.

Genel anlamda incelersek unvanları kulağa benzer gelse de “kanun devleti” ve “hukuk devleti” de birbirinden çok farklıdır

Kanun devleti, kanunlar çerçevesinde hareket eden devlet demektir. Yani çoğunluğun iktidardaki oluşturduğu kanunlarla aracılığıyla her yöntemin meşru kılınabileceği bir sistemdir. İşte tam bu çizgide hukuk devletinden ayrılır. Hukuk kelimesinin ne olduğunu kavradığımız zaman bu ayrımı da kolaylıkla anlamlandırabiliriz. Hukuk devleti olabilmenin yolu hak ve hukuku gözetmekten geçiyor, devletlerin çoğunlukçu değil, çoğulcu hareket etmesi gerekir. Hukuk ve kanun devleti arasındaki bir diğer belirgin fark ise, kanun devleti yapılan kanunlar çerçevesinde hareket ederken; hukuk devleti ise, hak ve hukuk ve evrensel insan hakları değerleri çerçevesinde hareket etmektedir.

Hukuk devleti, hukuku her zaman uygulayan genel ve özel kanunlarla anayasanın tanıdığı hak ve özgürlükleri mümkün mertebede hukukun tanımına uygun olarak bireyler arasında uygularken; kanun devleti ise erkin yarattığı ve düzenlediği çerçevede yaşama hakkı veren devlettir. Hukuk devletinde birey hak sahibi olurken, kanun devletinde hak bireye tanınan ya da bahşedilen bir menfaat olabilmektedir.

Örneğin bugün Kim Jong’un Kuzey Kore’sinde de olduğu gibi, geçmişte Hitler Almanyası, Mussolini İtalyası, Franko İspanyasının da adalet sarayları, mahkemeleri, yargıçları ve kanunları vardı. Şöyle ki mahkemelerin temel işlevi kanunların gereğini yerine getirmektir. Ama kanunların hukuki olup olmadığı temel insan hakları normlarıyla örtüşüp örtüşmediği hususları ise hukuk devleti olup olmamakla ilgilidir.

Antikçağ filozofları, adaletin, iyi bir toplumun temelini oluşturduğuna inandıklarını bize aktarmakla çok haklılarmış.

Adaleti tartışma yaratmayacak ölçüde soyut, kullanılacak kadar da somut bir kavram olarak belirtmek, yani hukuk, adalet ve özgürlük gibi kavramları tanımlamak zordur,

Hâlbuki insan hakları, yasama için temel normlar olmalıdır. “Hukuku” ve “hukuk devletini” değerli kılan, “adalet” ve bu ana fikirlerle düzenlenen insan haklarıdır.

Kabullendirilmiş adaletsizlikleri onaylamaya yarayan adalet yerine William Watson’ın dediği gibi, “Bırakın Adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun.”

e-mail m.nesim.sevinc@gmail.com

PAYLAŞIN
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Hakkında admin

Tekrar kontrol edin

Hendek’teki patlamayla ilgili 4 kişi tutuklandı

Sakarya’nın Hendek ilçesinde bulunan havai fişek fabrikasındaki patlamayla alakalı gözaltına alınan 4 şahıs tutuklanarak cezaevine ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir