Ana Sayfa / Yazarlar / Ayfer SELAMOĞLU / Maslow’un Piramidi ve İtalya…

Maslow’un Piramidi ve İtalya…

Çin’den başlayarak dünya turuna çıkan gizemli Corona, İtalya’nın da dahil olduğu küresel köyü, nicedir pençesine takmış sürüklüyor. Fareli köyün kavalcısı kılığında, “Her şeyin başı sağlık” sözlerini üfleterek… Ama gelinen noktada, sadece sağlıklı olmak yetmiyordu. Montaigne’nin dediği gibi kral da dilenci de aynı iştahla acıkıyordu. Bu gerçeğin, keskin bir kılıca dönüşüp herkese dokunmaya başladığı bir anda, Maslow’un temelini attığı piramit, İtalya’da yeniden inşa ediliyordu. Yeme, içme ve nefes alabilme gibi ihtiyaçların yer aldığı birincil basamaktan başlayarak. Bunun için karantina kapılarını açarak…

ABD’li psikolog Abraham Maslow’un, 1943 yılında temelini attığı, insan psikolojisini anlatan bir piramiti vardır. Adı, ‘Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi’dir. Maslow, insanların ihtiyaçlarını hiyerarşik olarak sıralamış ve ilk sıraya -nicedir uyumaya yatırılan- fizyolojik gereksinimleri yerleştirmişti; Nefes almak gibi… Yemek yemek gibi… Su içmek gibi… Sağlıklı olmak gibi… Özetle, yaşamak için karnımız tok, sırtımız pek olacaktı! İkincisi evimizi, ailemizi ve işimizi güvenlikte hissettiğimiz basamak, üçüncüsü sevme, sevilme ve ait olma basamağı, dördüncüsü kendine ve başkalarına saygının gerçekleştirildiği aşama ve beşincisi insanın kendini keşfettiği, yaratıcı güçlerini kullandığı zirve basamak olarak sıralanıyor. Maslow’un bu hiyerarşisinin temel bir çizgisi var: Eğer bir basamak başarıyla tamamlanmadıysa, bir üst basamağa geçilemez ve zirveye ulaşmak mümkün değildir. Yani bir insan açsa, diğer ihtiyaçlarını düşünemez. Sağlıklı değilse yemek yiyemez, yemek yiyemezse sağlıklı olamaz, bunlar olamazsa sevgi, saygı ve kendini gerçekleştirme sürecine geçemez gibi… Örnekleri çoğaltmak mümkün…

İtalya’ya bu çerçeveden baktığımızda, Başbakan Giuseppe Conte öncülüğündeki koalisyon hükümeti, Corona’ya karşı uzun ve zorlu mücadelesinde halkın sağlığını, ekonominin önüne koymuştu. Ama artık mecburen Maslow’un temel basamağına, yani yaşamak için karnının tok, sırtının pek olması gereken ilk basamağa döndü. Şubat ayında önce ülkenin kuzeyinde, 10 Mart’tan itibaren de tüm ülkede başlayan karantina dönemi, ülkenin ekonomisini felç etmişti. Kolay değildi! Bir günde, ekonomisinin büyük dilimini turizm üzerine kuran 60 milyonluk bir ülke şalteri indirmiş, öldürücü bir virüsle mücadeleye girişmişti…

Başbakan Conte binlerce kurbanın verildiği uzatmalı karantina dönemlerinden sonra, en son 4 Mayıs’ta kapıları aralamış, 18 Mayıs’ta yeni açılışların olabileceğini söylemiş ve her şeyin iyi gitmesi durumunda 1 Haziran’da ülkenin tamamen karantina döneminden çıkacağını ilan etmişti.
Bu takvim işlemedi! Çünkü, Corona’nın penceleri altında can çekişen ülkeye, ekonominin neden olduğu nefes sorunu da eklenmişti. En yakın ailesi Avrupa Birliği, yaşanan trajediye sırtını dönmüş, barok maskesini bu kez yeşil, kırmızı ve beyaz renklerle lekelemişti. Mafyanın ihtiyacı olanlara ulaşarak onlara yardım ettiği haberleri Başbakanlık Konutu Palazzo Chigi’ye kadar ulaşıyordu. Maskelerin ardından bakan gözler hüzünlü ve umutsuz, bedenler kırılgandı. Nitekim Conte hükümetinin 4 Mayıs’ta ‘devam’ dediği yasaklara dahil olan iş yerlerinin sahipleri ve çalışanları protestolara başlıyor ve kimi eyaletler, isyan edercesine mağaza, restoran, bar ve kafe gibi yerlerin açılışına izin veriyordu. Gidişat kötüydü!
Sonunda hükümet 1 Haziran olarak belirlediği açılış tarihini erkene çekiyor, sorumlulukları ve kararları bölge yönetimlerine bırakarak, 18 Mayıs’tan itibaren ülkenin açılışa geçebileceğini ilan ediyordu. Artık hem virüsle, hem de açlıkla birlikte mücadele dönemine geçiliyordu. Hükümet, 55 milyar euro değerinde, turizm sektöründen şirketlere, işçilerden sağlık sektörüne ve üniversitelere kadar uzanan yeni teşvik hazırlayarak, karantina kapılarını açıyordu. Yeni kararnameyle işten çıkarmaları da 5 ay süresince yasaklıyor, vergi indirimlerine gidiyordu. Sosyal güvenlik sistemine dahil, serbest çalışan profesyoneller için 600 euroluk destek ödemelerinin acilen yapılacağını ve bu miktarın 1000 euroya kadar çıkabileceğini not düşerek…
Başbakan Conte, dün ilk kez gazetecilerin katılımıyla yaptığı basın toplantısıyla 18 Mayıs’tan sonraki süreci de netleştirdi. Epidemiyolojik eğrinin tekrar yükselişe geçebileceği uyarısını yaparak. Kararları ve sorumluluğu eyalet yönetimlerine ve bireylerin sorumlu davranışlarına bırakarak…

Yeni kararlara göre 20 bölgeden oluşan çizmede kendi bölgemizde seyahat edebileceğiz. Ama aile, hastalık ve iş gibi gerekçeleri olanlar diğer bölgelere de geçilebilecek. 3 Haziran tarihinden itibaren hem diğer bölgelere hem de uluslararası seyahatlere başlayabileceğiz. Ülkeye gelen turistler, 15 gününü karantinada geçirmeyecek. Restoran, kafe, bar ve trattorialar ile mağaza ve kuaför gibi yerlere gidebileceğiz. Kilise, sinagog ve cami gibi yerlerde toplu ibadetler yapılabilecek. Spor salonları 25 Mayıs’tan itibaren faaliyetlerine başlayacak. Yakın mesafe riskini taşıyan sinema ve tiyatrolar ise 15 hazirandan itibaren perdelerini açacak. Bunun dışında kamuya açık yerlerde toplanma yasağı devam edecek. Maskeler, eldivenler ve sosyal mesafe kurallarına dikkat edilecek. Yani herkesin, kendine ve herkese karşı sorumlu olacağı bir döneme giriyoruz. Salgın eğrisinde yükselme olması halinde hükümet yeniden sıkı tedbirler dönemine geçebilecek.

Aylardır evlerinde, kapılarının ve pencerelerinin arkasında yeni vakaları, gidenleri saymaktan bitkin düşmüş, korku, endişe ve belirsizliğin hakim olduğu İtalyanlar artık, Pazartesi gününden itibaren dışarı çıkıyor. Kendini gerçekleştirme aşamasına çoktan ulaşmış bir toplum, sinsi bir virüsle Maslow’un birinci basamağına düştü. Toplumun genel karakteristiği olan sevgi basamağına, yani dokunarak, sarılarak güvenle yaşadıkları döneme ne zaman ulaşabileceklerini ise zaman gösterecek. Bu durumu en iyi Sivil Savunma Başkanı Angelo Borrelli özetliyor: “Bugün bizi ayıran bu bir metreyi telafi etmenin çok zor olacağından korkuyorum. Gerekli önlemler sebebiyle korku ve kaygıyı da içselleştirdik. Birbirimize yavaş yavaş yeniden yaklaşabilmek için güven ve şefkat duygularına sahip çıkmalıyız.”

Profesör Rita Prudente’ye karantina döneminin etkilerini sorduğumda, “Bildiğim tek şey, herkes için çok ağır bir dönem. Halen de öyle” yanıtını alıyorum. Ülkenin uzun süredir, kapalı kapılar altında ağır bir travma yaşadığını belirten Prudente, “Bir toplum ambulanslar, hastaneler, yoğun bakım görüntüleri, helikopter sesleri altında bombardımana maruz kalırken, diğer yandan ekonomik kriz nedeniyle can çekişmeye başladı. İş yerleri kapandı. Birçok kişi işini kaybetti. Kişilerden, sivil toplum örgütlerine ve rahiplere kadar herkes insanlara yardım için çaba gösterdi. Bu güzeldi” diye konuştu. Bu sürecin tüm insanlığa ders olması gerektiğini kaydeden Rita Prudente, “Balkonlara, pencerelere ‘her şey iyi olacak!’ yazıları yazdık. Olur mu? Bekleyip göreceğiz. Dileğim insanların da bu süreçten ders alması, topluma, tüm canlılara ve doğaya sevgiyle, saygıyla ve şefkatle dönmesi. Siyasilerin ayrıştırıcı politikalarına karşı çıkarak sevgiyle yaşaması” diye konuştu.

Bar Gisella çalışanlarında ise ayrı bir heyecan gözleniyor. Karantina sürecinde, her barda bulunmayan fırınları sayesinde ayakta kalmışlardı. Bu süreçte personelin onda biri hizmet veriyordu. Artık gülümsemeye başlamışlardı. Ama halen buruk! Konuştuğumda, “Her gün masaların üzerine kapanmış siyah sandalyeleri izlemek, yüzlerce insan trafiğinden tek tek insanlara düşmek, bana da bulaşır mı? diye evden çıkmak, her gün o korkuyla çalışmak ve evlerinde bekleyen diğer arkadaşlarımızı düşünmek. Her gün para yerine ölüm saymak, kolay değildi” yanıtlarını alıyorum. Dileğimiz, genlerinde bulunan sevgi ve sıcaklığın yeniden canlanması ve tüm italyanlara merhem olması…

PAYLAŞIN
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Hakkında admin

Tekrar kontrol edin

Hendek’teki patlamayla ilgili 4 kişi tutuklandı

Sakarya’nın Hendek ilçesinde bulunan havai fişek fabrikasındaki patlamayla alakalı gözaltına alınan 4 şahıs tutuklanarak cezaevine ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir