Ana Sayfa / Manşet / Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak…

Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak…

Koronavirüs sonrası dünyanın, demokrasi ve insan hakları açısından bugünden daha ileride olacağını söyleyebilir miyiz, söyleyemeyiz.

Neden mi?

Dünyanın karşı karşıya olduğu koronavirüs krizi, tüm hızıyla sürerken, birçok ülkede daha şimdiden, modern toplumsal yapının doğasına aykırı olarak “toplumların yapısal kötülüğü” yükselmeye ve “toplumların yapısal erdemleri” ve insan hakları uygulamaları gerilemeye başlamıştır.

Koronavirüs sonrası ülkelerin yönetimlerinde oluşacak ve toplumun önemli bir kesimi tarafından önceden kestirilemeyen kimi iyi ve kötü yönelimler, çağdaş demokratik toplumların yapısını büyük ihtimalle değiştirecektir. Ne yazık ki bizler de oluşacak bu tarz negatif değişimleri gayet doğalmış gibi kabullenmek durumunda kalacağız. Bu duruma yalnız reel ve rasyonel düşünebilen küçük bir azınlık, oluşacak tüm olumsuzluklara, baskılara, virüsle mücadele gerekçesi ile uygulamaya konulmuş özgürlükleri kısıtlayan yasalara (OHAL, KHK V.B.) rağmen direnmeye devam edecektir.

Dünyanın birçok ülkesinde, naftalin kokan liderlerin tamamı, toplumların pandemi korkusunu fırsata çevirip, bu krizi Allah’ın bir lütfu görerek koronavirüsle mücadele için aldıkları önlemleri ‘avantaja’(!) dönüştürme arayışı içinde. Toplumu alıştıra alıştıra parlamentoları görmezden gelerek ya da devre dışı bırakarak, süresi belli olmayan yasal ya da idari düzenlemelerle hedefledikleri otoriter yapının zeminlerini sağlamlaştırmaya çaba göstermekte, demokrasiyi engelleyen zincirin halkalarını tek tek birleştirmektedirler, hem de kalıcı olarak. Yaşanan bu tip krizleri de tıpkı diğer komplikasyonlarda olduğu gibi toplumun yararınaymış gibi renklendirerek sunma becerisini gösteriyorlar. Aslında buna beceri de denir mi tartışılır. Tüm devlet erklerinin, sivil toplum örgütlerinin ve medyanın tamamen kontrol altında tutulduğu durumlarda toplumu manipüle edebilmeyi bir beceri olarak görmek başlı başına tartışılması gereken bir konu.

Ayrıca bunları, koronavirüslü kara propaganda, sansürlü medya desteği ile yaparken, korku sarmalına girmiş halkı da yanlarında göstererek koronavirüsle mücadeleye engel olunuyor diye virüsle mücadelenin bilimsel önerilerini dile getirerek, uygulanan önlemlerin virüsle mücadele olmadığını seslendiren, yazan ve çizen farklı sesleri susturuyorlar. Merak ediyorum, hukuku yok sayma süreci daha da hızlanmışken, toplumun üzerine nakış gibi işlenen bu negatif uygulamaları, “sistematik ve büyük ölçekli olarak engellenmesini kimler nasıl protesto edecek?” Zira tüm projektörler krize yönelmiş ve doğal olarak herkesin dikkati koronavirüs krizine kilitlenmiş durumda. Zaten AB üyesi bazı devletlerin her geçen gün daha da sertleşen insan hakları ihlallerini ifşa edecek medya kaynaklarının sayısının son derece kısıtlı olması da bu durumu doğrulamaktadır. Bir de Avrupalıların “eşitliğin içine doğup, toplumsal durumların da eşitliği hâkim kılmak adına özgürlüklerini reddetme” gibi bir geleneklere sahip olmalarına rağmen.

Koronavirüs sonrası sosyal koşullar daha eşit olmaya başlayınca, her bir birey kendi kaderleriyle baş başa kalacak, bu bireyler sesiz kalıp kimseden bir şey de beklemeyecekleri gibi, empoze edilen korku ve baskı nedeniyle de bu baskından hayır görenleri denetlemek istemeyeceklerdir. Öte yandan, yönetenlerin koronavirüsle ele geçirdikleri insan hakları kısıtlamalarının eksik kalan bölümleri için de böylece uygun zemin tamamlanmış olur. Yani bu uygulamalarla, Oluşacak demokratik olmayan yönetimler, din ve özellikle ulus milliyetçiliği içinde bulunduran, otokrasi, demokratik despotizm ile bireylerin hayat tarzlarını ve sosyal hayatın tüm alanlarını, bugünkü ve ileride olama ihtimali olan pandemilerden korunma bahanesi ile toplumları merkezi yönetimin siyasal baskılarına maruz bırakacaklardır.

John Stuart Mill’in söylediği gibi “Demokratik toplumların karşı karşıya kalacağı diğer bir en önemli tehdit de “demokratik despotizm” ve “çoğunluğun despotizmidir.” Toplumlarda bu durumun uygulanma imkânı oluşursa, insanlık onuruna yönelik demokratik tehdit, despotizmin tehdidinden daha ağır olacaktır.

Sözde “demokrasi” adı altında ulusal korkuyla yönetilen toplumlardaki “korkuya dayalı bir doğası bulunan despotizmin yaşaması için, insanları parçalı halde tutmaya koronavirüs iyi bir gerekçe oldu.

Geleneksel insan ve modern insan, iyilikleri ve kötülükleri birbirinden farklı olan iki ayrı dünyada yaşamaktadır. Bu nedenle yeni oluşacak düzeni, eski veya yeni değerlerle yargılama yanlışlığına düşülmeden insan hakları çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Locke “Kanunların amacı özgürlüğü ortadan kaldırmak ya da kısıtlamak değil, onu korumak ve genişletmektir” der.

Koronavirüs öncesi toplumun bazı değer ve kurumlarını geride bırakarak, diğerlerini yeni toplumsal yapıya aktarmak da pek de mümkün değildir. Çünkü koşullarda eşitsizlik üzerine kurulu demokratik sosyal yapı ile koşullarda eşitlik üzerine kurulu demokratik sosyal yapı arasında geçirgen olmayan bir sınır bulunmaktadır.

Yazarken aklıma bir “Barracuda” balığının deneyi geldi onu anlatmadan geçmeyeyim. İki bölmeli bir deniz akvaryumunda, bir bölmeye vahşi bir “barracuda” (Iskarmoz, yırtıcı bir balık türü) bırakırlar, diğer bölmeye de uskumru balığı bırakırlar. Barracuda birden uskumrulara saldırmaya çalışır ama aradaki bölme buna engel olur. Burnunu defalarca vurduktan sonra denemekten vazgeçer. Yirmi bir gün sonra aradaki bölme kaldırılır. Ama “barracuda” yalnızca bölmenin önceden durduğu yere kadar yüzer ve durur. Çünkü bölmenin hala orada olduğuna inanmıştır. Bu deneyin aynısı, köpek balıklarına uygulandığında da aynı sonuca varılmıştır.

Ama insanlar balık değildir. Bölmeyi ancak onlar bırakır, onlar kaldırır veya bölmenin bırakılmasına sadece onlar engel olabilirler. Tüm insanların bölmelerin ve kompartımanların olmadığı bir dünyada yaşaması umuduyla yazımı bitireyim.

 

e-mail m.nesim.sevinc@gmail.com

PAYLAŞIN
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Hakkında admin

Tekrar kontrol edin

Hendek’teki patlamayla ilgili 4 kişi tutuklandı

Sakarya’nın Hendek ilçesinde bulunan havai fişek fabrikasındaki patlamayla alakalı gözaltına alınan 4 şahıs tutuklanarak cezaevine ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir